Perspectives - 10. Sayı

Perspectives - Sayı 10

Perspectives Dergisi Kapakları

2012 yılından beri okurlarına ulaşan Perspectives-Türkiye'den Siyasi Analiz ve Yorum Dergimizin bugüne kadar çıkan sayılarının kapakları...

Editörden

Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık sık “Yeni Türkiye vizyonu”ndan söz etmeleri nedeniyle, bir süredir bütün ülke “yeni” ve “eski” Türkiye'yi tartışıyor. Geleceğin Türkiye'sinde toplum ve siyasetin yeni nesiller tarafından, daha doğrusu bugünün çocukları tarafından şekillendirileceği ortada.

Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasında genç seçmenlere hitaben kaleme aldığı bir mektupta, Tayyip Erdoğan gençliğin gelecekte oynayacağı rolün önemini çok net bir dille vurguluyordu. Dahası, gelecek nesle dair vizyonunu da ortaya koyuyordu:

“2023 hedefleri yolunda millî ve manevî değerlerine bağlı, ahlâklı, etkin, girişimci, donanımlı, evrensel değerler ile kendi tarihinden aldığı değerleri harmanlamayı bilen bir gençlik tasavvur ediyoruz. Gençliğimizin şiddetten, istismar siyasetinden, başkalarının fikir ve yaşam tarzına tahammül edemeyen ideolojilerden uzak kalması; millî ve manevî değerlerine bağlı, özgür bireyler olarak geleceğe yürümesi en büyük arzumuz. Özellikle gençlerimizin, manevî değerlerin istismarı suretiyle, kendi ülkesine ve kendi milletine ihanet içinde olan şebekelerden uzak durması, bu tuzaklara düşmemesi, üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konu. İnanıyorum ki, Türkiye gençliği maskelerin ardındaki karanlık yüzleri görecek, Türkiye'nin bağımsızlığına, bayrağımızın itibarına, vatanımızın bütünlüğüne, milletimizin dirliğine yönelik her türlü girişimi iman ve vatan sevgisiyle dolu yüreğiyle etkisiz hale getirecektir.” (Yeni Şafak, 6 Ağustos 2014)

Bu mektup üzerine, biz de Perspectives olarak, bugün Türkiye'de gençliğin karşı karşıya olduğu koşulları resmetmek istedik. Bir hükümetin çıkardığı cumhurbaşkanı adayı ülke gençliğe mektup yazınca, insan gençlerin yararına politikaların hayata geçirileceği beklentisine kapılıyor. Ülkede gençliğin içinde bulunduğu koşulların son derece iyi olduğu gibi bir izlenim oluşuyor.

Ne var ki, bu özel sayının konseptini oluştururken, kamuoyundaki ifadeyle “taş atan çocuklar”ın uzun süreli tutukluluk hali de, hapishanelerdeki cinsel istismar ve çocuk ve insan hakları ihlalleri de gündemimize geldi. CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun son on yılda devlet bakımevlerinde kaybolan altı bin çocukla ilgili TBMM'ye verdiği soru önergesini hatırlıyoruz. Tanrıkulu'nun çocuklara yönelik cinsel istismara dair davaların sayısındaki olağanüstü artışla ilgili soru önergesini de hatırlıyoruz ayrıca.

Söz konusu önergeye göre, bu tür davaların sayısı 2006'da 2.414'ten 2011'de 16.827'ye çıkmış bulunuyor. (TBMM, 2 Mayıs 2014, Sayı 24406). Haliyle, hükümetin bu önergelere vereceği cevapları okumak için sabırsızlanıyorduk. Ne yazık ki, diğer pek çok soru önergesinde de olduğu gibi, hükümet yasal yükümlülüklerini yerine getirmedi ve söz konusu önergeleri yanıtsız bıraktı. (http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/yazili_sozlu_soru_sd.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=155085).

Bu durumda, önergelerde sunulan verilerin doğru olduğunu varsayıyoruz; aksi takdirde hükümet organları farklı veriler sunardı.

Perspectives'in bu sayısında yer alan bilimsel makaleler Türkiye nüfusunun üçte birini teşkil eden 18 yaş altı gençlerin durumuna ışık tutuyor. İlerleyen sayfalarda okuyacağınız gibi, çocukların yüzde 20'si –her üç kız çocuğundan biri ve beş oğlan çocuğundan biri– cinsel istismara maruz kalıyor. Türkiye'deki her üç evlilikten birinde gelin daha çocuk yaşta ve evlendirilen kızların üçte birinden fazlası kocasının ilk eşi değil. 18 yaş altı çocukların yaklaşık yüzde 6'sı günde en az 11 saat çalışıyor. Bu gençlerin geleceğini, travmatik deneyimler ve zorlu yaşam şartları şekillendiriyor.

Bu olguların ülkenin siyasî geleceği üzerinde nasıl bir etkisi olacağını bilmiyoruz henüz. Ama siyasî demeçler ve sosyal gerçeklik arasında müthiş bir uçurum var. Seçimler, ideoloji üretimi ve popülizm bağlamında, gençlik stratejik bir araç gibi görülüyor. Peki ama, “Yeni Türkiye” düsturunun temel dayanaklarından biri bir mit üzerine kuruluysa, bu düstur hakkında ne düşünmemiz gerekir?

Perspectives ekibi adına

Ulrike Dufner

* Perspectives dergisi ücretsizdir. Dergi aboneliği için info@tr.boell.org adresine başvurabilir ve posta adresinizi bildirebilirsiniz.

Perspectives - #3.14

pdf
Heinrich Böll Stiftung Derneği'nin yayınladığı Perspectives - "Türkiye'den siyasi analiz ve yorum" dergimizin 10. sayısı çıktı. Bu sayıdaki dosyamızın başlığı: "Yeni Türkiye"nin Çocukları. Dosyamız Türkiye'de çocuk olmak ve çocukların maruz kaldığı problemler üzerine 5 kapsamlı yazıyı içeriyor. Her zamanki gibi ekoloji, dış politika ve kültür başlıkları altında birbirinden ilginç makaleler de ilginize sunulmakta.
 
Yorum ve önerilerinizi bekliyoruz. İyi okumalar dileriz.
 
HBSD Türkiye Temsilciliği  

Dosya: Yeni Türkiye'nin Çocukları

Türkiye’de Çocuk Olmak

Kamu yönetimi alanındaki araştırmalar, Türkiye’de çocukların katılım hakkına sahip özneler ya da yönetişim süreçlerinde yer alması gereken vatandaşlar olarak görülmediğini ortaya koyuyor.6 Türkiye’de nüfusun ciddi bir kesimini oluşturan çocuklar “yarım vatandaş” veya “yapım aşamasında” vatandaşlar olarak görülüyor. Çocuklar yasal olarak sınırlandırılmış katılım ve örgütlenme hakları sebebiyle yaşadıklarını ifade etmede her alanda önemli sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

By Nazan Maksudyan

Gezici tarım işçisi çocuklar

Mevsimlik işçi göçü kapsamında çocuklar hemen hemen bütün sektörlerde istihdam ediliyor. Bitkisel üretim sürecinde istihdam edilme biçimleri genellikle hane düzeyinde gerçekleşiyor ve hanenin işi gerçekleştirdiği ücret biçimi çocukların çalışma biçimini de belirliyor. 

By Ertan Karabıyık

Şiddet, ihmal, istismar

Türkiye çocuk hakları konusunda uluslararası sözleşmelere imza atmış ve yasalarla çocuk koruma kanunu çerçevesinde kâğıt üstünde koruyucu ve destekleyici çerçeve sağlamıştır. Ancak, hükümetin girişimlerindeki tutarsızlıklar ve ayrımcı politikalar, devletin kurumları arasındaki kopukluk, yasaların uygulanma aşamasındaki zorluklar, toplumsal alanda bilinçlenme ve farkındalığın yetersiz olması, ataerkil sistemin çocuk şiddetini meşrulaştırması, yasa yapıcıların muhataplarıyla işbirliği ve dayanışma içinde olmaması “geleneklerin” çocuğu köleleştiren anlayışının, çocuk ihmali ve istismarının, şiddetin, tecavüzün sürmesine yol açmaktadır. Bu nedenle, devlet politikası kapsamında çocuk politikası oluşturmak ve bunu bu alanda uğraş veren platformlarla birlikte uygulamaya geçirmek gerekmektedir. 

By Damla Gürkan, Evrem Tilki

Türkiye’de çocuğun onuru ve adalet

Türkiye’nin nüfusunun yaklaşık yüzde 31,2’si (76,4 milyon) 18 yaşın altındadır, yani Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2013 verilerine göre çocuk sayılmaktadır. Çocukların sayıca bu kadar fazla olması çocukları korumaya yönelik güçlü bir sistemin varlığını gerektirmektedir. Ancak, bu ihtiyacın aksine, 245.080 çocuk güvenlik birimlerine getirildi. Bunların çoğu suç ve hafif suç vakaları, ancak aralarında suç mağduru olanlar da var (nedenlerin ve rakamların dağılımı için bkz. aşağıdaki tablo). 2013’te en az 117.367 çocuk adaleti ihlâl ettiği için mahkemeye çıkarıldı.  Bu çocuklardan çoğu ilk defa suç işlemişti ve en az 44.352’si cezaya çarptırıldı.  

By Adem Arkadaş-Thibert

Sokakta yaşayan çocukları kazanmak için üniversite-toplum işbirliği

Türkiye’de sokak çocuklarına sunulan hizmet onların daha çok fiziksel ihtiyaçlarına odaklanmakta, duygusal ihtiyaçları neredeyse tamamen gözardı ediliyor. Çocukların öncelikli olarak duygusal ve sosyal açıdan desteklenmeleri için özel olarak geliştirilmiş ve aile çalışmalarını da kapsayan terapötik yaklaşımlara ihtiyaç var. 

By H. Özden Bademci

Ertan Karabıyık

2011’den itibaren Mevsimlik İşçi Göçüne Katılan 6-14 Yaş Grubu Çocuklara Yönelik Müdahaleler Programı’nın yöneticisidir. 

Evrem Tilki

Klinik çalışmaları yanında Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın çalışmalarında yer almaktadır.

Adem Arkadaş-Thibert

Uluslararası Çocuk Merkezi'nin çocuk hakları savunuculuk girişimleri üzerine Çocuk Hakları Siyasa ve Savunuculuk Sorumlusu olarak görev yapıyor.

H. Özden Bademci

Maltepe Üniversitesi’nde sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar için uygulama ve araştırma merkezinde Müdür ve Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Demokrasi

Türkiye’nin son on yılı: Avrupa demokrasisinden otokrasiye

Son zamanlardaki, özellikle 17 Aralık operasyonları sonrasındaki torba kanun uygulamasının amacı ise, hukuk düzenini AKP lider kadrosunun siyasî tercihleri yönünde şekillendirmek, böylece çoğunluk partisinin eğilimini idarî düzene ve yargı bürokrasisine hakim kılmaktır. Böyle bir eğilimin ise, Avrupa demokrasisinin temelini oluşturan çoğulculuk ve hukuk devleti kavramlarıyla bağdaşmadığı açıktır. 

By Serap Yazıcı

Cumhurbaşkanlığı seçimleri: Rejim ve anayasa tartışması

Sadece Kürtlerin değil, tüm Türkiye’nin bu şekilde yönetilmesi artık mümkün değildir. Düşünün, okullara dağıtılacak süt ihalesinin bile merkezden yapıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu meselenin bile yerel yönetimlere ve okul aile birliklerine devredilemediği bir Türkiye istikrarsızlıktan kaçamaz. Başkanlık sisteminin en basit ifadeyle yanlış teşhis ve tedavi anlamına geldiği açıktır. 

By Yüksel Taşkın

Yüksel Taşkın

Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesidir. 

Ekoloji

Enerji sektöründeki özelleştirmelerin yakıcı sonuçları

Enerji üretim, iletim ve dağıtımında  kamu kuruluşlarının da, çalışanların yönetim ve denetimde söz ve karar sahibi olacağı, özerk bir statüde,  etkin ve verimli  çalışmalar yapması sağlanmalıdır. Plansız, çevre ve toplumla uyumsuz, yatırım yerinde yaşayan halkın istemediği projelerden vazgeçilmelidir. 

By Oğuz Türkyılmaz

Bir tahribat sektörü olarak turizm

Turizm aslında bir alım satım sektörü. Hizmet ve “güzel peyzaj” satar; yani, emek ve doğa sömürüsüdür. Bunun için iki şey yapar: inşaat ve taşıma. Bunlara bağlı olarak tekstilden, hediyelik eşyaya, çimentodan enerjiye çeşitli sektörden çeşitli malların üretimi gerekir. 

By Hatice Kurşuncu

Hatice Kurşuncu

 İstanbul Üniversitesi, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı’nda doktora öğrencisidir.

Dış Politika

Türkiye’nin açmazı ve Rojava vahası

Rojava Devrimi’nin ateşi 19 Temmuz’da Kobanê’de yakıldı. Kobanê, şimdi bu devrimin bekçiliğini IŞİD saldırganlığına karşı direnerek devam ettiriyor. Suriye’de ise Esad rejimi hâlâ işbaşında ve Suriye’nin önemli bir bölümü en tehlikeli terörist örgütler listesinde yer alan El Kaide yanlısı ya da uzantısı örgütlerin denetiminde.

By Fehim Işık

Avrupa Parlamentosu seçimleri sonrasında Türkiye: Yeni bir tartışmanın zamanı

Yerel hareketin etki, gizlilik ve dayanıklılığa ihtiyacı var. Ancak, bugünkü durumda bile geçtiğimiz yıllardaki büyüme kriterlerine dair basın açıklamalarından çok daha fazla dikkat çekiyor ve değişim getiriyorlar. Dolayısıyla, cesaretimiz kırılmasın. Türkiye sivil toplum hareketinin gücü kendisinde yatıyor. Dış aktörler ise Türkiye’de tanımlanan koşullar çerçevesinde destek olmalı. Ancak o zaman neyin katkıda bulunacağını bilebiliriz. Dengelerin değişmesinin vakti geldi. 

By Ska Keller

Kültür

İyi dizi, kötü dizi

Bir düşünün: TRT’yi hükümet tarafından atanan bir yönetici ve onun kadrosu değil, bir kurul yönetiyor. Bu kurulun üyeleri parlamentodaki aritmetiğe denk düşen oranda parti temsilcilerinden ve kadınların, dini grupların, LBGT’nin, işçilerin, gençlerin ve yaşlıların sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşuyor. Bu bir ütopya mı?

By Nedim Hazar

Mizah yaşadığı yere ve zamana benzer

Türkiye'de mizah dergileri ve karikatüristler, kamusal alanın ve yasal yayıncılığın sınırları içinde siyasal iktidarlara yönelik eleştiriler yapmışlardır. Gazetecilik pratiği içinde kalarak, seküler ve kimi zaman milliyetçi bir tutumla geliştirdikleri eleştirellik bir gelenek de oluşturmuştur. Yakın dönemlerde, sağ partilere yönelik eleştirileri arttığında muhalif, çoğunluk değerlerini eleştirdiklerinde marjinal, gündelik hayatı kritize ettiklerinde apolitik sayıldılar.

By Levent Cantek

Nedim Hazar

Yönetmenliği ve senaristliğinin yanı sıra, kurucusu olduğu Yarınistan grubunun müzisyenidir.