Türkiye’nin ifade özgürlüğü sorunu Published: 16 Haziran 2014 Türkiye’de ifade özgürlüğü alanında sorunlu pek çok yasa bulunmaktadır. Pratikte en çok sorun yaratan yasalar olarak İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) tarafından hazırlanan “Türkiye’de İfade Özgürlüğü: Mevzuat ve Yargı Gözlem Raporu”nda1 17 yasaya dikkat çekilmektedir.
Kürt meselesinin çözümüne ilişkin algılar, aktörler ve süreç Published: 16 Haziran 2014 Kürt meselesinin çözümünde siyasetin ciddi anlamda tıkanıklık yaşadığı bu dönemde, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği ile Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) “Kürt Meselesinin Çözümüne İlişkin Algılar, Aktörler ve Süreç” konulu iki günlük bir konferans düzenledi. Konferansta, Kürt ve Türk kamuoyundaki algı farklılaşması ve birbirinden kopuş hissi vurgulandı; çözüm sürecinde müdahil olan aktörlerin, özellikle siyasetçilerin rolleri ve sorumlulukları, çözümün koşulları, çatışmanın sonlandırılması, müzakere ve diyalog yöntemleri tartışıldı.
Kırsal kalkınmada alternatif ve yeni yaklaşımlar Published: 16 Haziran 2014 Kalkınma Merkezi, Tohum İzi ve Heinrich Böll Stiftung dernekleri, Kalkınma Merkezi Derneği’nin 2011’de Türkçe ve Kürtçe olarak yayıma hazırladığı “Kırsal Kalkınmada Alternatif ve Yeni Yaklaşımlar” kitabından yola çıkarak 16-17 Kasım 2012 tarihlerinde Kadir Has Üniversitesi’nde aynı başlıkla uluslararası bir konferans düzenledi. Konferansta gıda, nüfusun evrimi, toplumsal cinsiyet, kırsal yaşam biçimleri, kırsal kalkınma ve politikaları alanında çalışma ve görüşler dile getirildi.
Kentlerde yeşil ulaşım Published: 16 Haziran 2014 Heinrich Böll Stiftung Derneği bu yıl üçüncüsü yapılan Yeşil Ekonomi Konferansı’nda kentlerde ulaşım sorununa çözüm aradı. İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Kampüsü’nde düzenlenen konferansta toplu ulaşımdan bisiklete, yaya yollarından yakıt verimliliğine birçok konu gündeme geldi
Hrant Dink Ödülü Beşikçi ve Memorial’a Published: 16 Haziran 2014 Uluslararası Hrant Dink Ödülü, 2009 yılından bu yana Hrant Dink’in doğum günü olan 15 Eylül’de, Hrant Dink Vakfı tarafından ayrımcılıktan, ırkçılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna risk alan, barışın dilini kullanan, insanları mücadeleye devam etme yolunda ilham ve umut veren kişi, kurum veya gruplara veriliyor.
Feminizmin miliyetçilikle imtihanı Published: 16 Haziran 2014 Türkiye’de feminist hareket taşıdığı bütün sorunlara rağmen farklılık ve eşitlik politikalarını birlikte harekete geçirebilmenin potansiyelini barındırıyor. Feminizmin mantığı içinde olan bir şeyi, aynı anda hem eşitlik hem farklılık talebini, hareketin kendi alanında hayata geçirebilmesi politik duruşunu güçlendirebilmesiyle olanaklı. Bu da ataerkil yapıyla, miliyetçi ve militarist hareketler arasındaki “kutsal ittifakı” kavrayan bir yaklaşımla mümkün. Miliyetçilik ve cinsiyetçiliğin besin kaynakları çok da farklı değil. Ama hâlâ savaş karşıtlığının, antimilitarist söylemin “annelik” kimliği etrafında kurulduğu bir yerde, bu bağları kurmak kolay değil.
Mevsimlik tarım işçileri: Acınılası kurbanlar mı, Kürt emekçiler mi? (I) Published: 16 Haziran 2014 Türkiye’de mevsimlik tarım işçileriyle ilgili söz üretirken kullanılan iki temel üslûp var: bu iki üslûptan ilkine “merhamet dili”, ikincisine ise “devletin ihmali dili” diyeceğim. Bu makalenin bu sayıdaki ilk bölümündeki amacım, bu iki üslubun nasıl bir bilgi ürettiğine, hangi sözleri meşru ve söylenebilir, hangilerini değersiz ve söylenemez kıldığına ve yalnızca mevsimlik işçilik pratiğine değil, Perspectives’in bu sayısının dosya konusu olan “Türk sorunu”na bakmak için bize nasıl imkânlar açtığına ve hangi alanları kapattığına odaklanacağım. Sınıf sorusunu coğrafya sorusuyla birlikte düşündüğümüzde, siyasî tarihin sınıfsal ve etnik eşitsizliğe nasıl yol açtığına dair bir soru sorabiliriz: Doğuyla Batı arasındaki bu sosyo-ekonomik fark nereden kaynaklanıyor? Bu makale bu farkın tarihini anlatmanın yeri olmamakla birlikte, doğunun mülksüzleşmesinin tarihinin hem Türkiye devletinin hem de bu bölgelerin etno-politik yapısıyla doğrudan ilişkili olduğunu söylemek gerekir. Devletin kuruluşundan itibaren bu coğrafyada uyguladığı sistematik şiddet mülksüzleşmenin ana sebeplerinden biridir ve bu şiddet etno-politik bir şiddettir.
Kentsel dönüşüm ve Afet Yasası: Afet bahane, yatırım şahane Published: 16 Haziran 2014 Kentsel dönüşümün bu kadar iştahlı bir şekilde ele alınması kısmen ve kabaca, kent ve mekânın kullanım ve değişim değerleri arasındaki farkla açıklanabilir7: Neoliberal düzen içinde mekân ya da kent, artık öncelikle barınma ve yaşam alanı sunma, sağlıklı bir çevre oluşturma, üretim için bir altyapı hazırlama, ticaret için imkân sağlama, kamusal paylaşımlarda bulunma, vb. gibi, salt kullanım değeri ilişkisi içinde önemsenmiyor. Şu an kapitalizmin içinden geçtiğimiz evresinde, kentin kendisi alınıp satılan, speküle edilen, kâr peşinde koşulan bir meta halini alıyor. Kapitalizmin temelinde sermaye birikimi, konsantrasyon ve merkezîleşme eğilimi olduğunu düşünürsek, neo-liberal kentleşme de kent toprağını sermaye birikiminin merkezinde görüyor.
Kentsel dönüşüm politikaları ve TOKİ’nin önlenemez yükselişi Published: 16 Haziran 2014 Bu, mülkiyet hakkını kutsal sayıp barınma hakkını gözardı eden yaklaşımla ekonomik nedenlerle gecekondu ve çöküntü alanlarına yerleşmiş ve kanun önünde tapusu olmaması nedeniyle “hak sahibi” kabul edilmeyenler ya da yeni prestijli projelere katılacak düzenli ekonomik geliri olmayanlar kentin dış alanlarına sürülmektedir. Burada yapılması gereken, öncelikle kentsel sürgünü ve ötekileştirmeyi durdurarak konut üretiminde tekelleşmenin önüne geçmek; fizik mekânın iyileştirilmesini önceleyen yaklaşımı terk ederek sosyal ve ekonomik olarak iyileştirmeyi merkezine koyan ve mülk sahipliği / kiracı oranlarını göz önünde bulunduran, yalnızca “tapu sahipleri” için değil, kiracılar için de yaklaşımlar geliştirilen süreçlerde kamu-özel sektör ve sivil toplum işbirliği ve sosyal konut yaklaşımlarını gerçekleştirmektir.
AKP’nin on yılında sendikalar ve sendikasızlaştırma Published: 16 Haziran 2014 Türkiye’nin AKP’li son on yılında sendikalaşmadan değil sendikasızlaştırmadan söz etmek yerinde olacaktır. Sendikalaşma ülke tarihinin en düşük düzeylerine gerilerken sendikaların faaliyetlerinde ve toplumsal-siyasal etkilerinde de önemli bir gerileme yaşanmıştır. AKP hükümetinin benimsediği neo-liberal iktisat politikaları, dayandığı muhafazakâr sosyal değerler ve önemli bir bölümünü temsil ettiği yeni yükselen sermaye gruplarının sendika alerjileri, sendikal hak ve özgürlükler konusunda AKP’nin mesafeli tutumunu açıklar niteliktedir.