Hrant Dink Ödülü Beşikçi ve Memorial’a Uluslararası Hrant Dink Ödülü, 2009 yılından bu yana Hrant Dink’in doğum günü olan 15 Eylül’de, Hrant Dink Vakfı tarafından ayrımcılıktan, ırkçılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna risk alan, barışın dilini kullanan, insanları mücadeleye devam etme yolunda ilham ve umut veren kişi, kurum veya gruplara veriliyor.
Kentlerde yeşil ulaşım Heinrich Böll Stiftung Derneği bu yıl üçüncüsü yapılan Yeşil Ekonomi Konferansı’nda kentlerde ulaşım sorununa çözüm aradı. İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Kampüsü’nde düzenlenen konferansta toplu ulaşımdan bisiklete, yaya yollarından yakıt verimliliğine birçok konu gündeme geldi
Kırsal kalkınmada alternatif ve yeni yaklaşımlar Kalkınma Merkezi, Tohum İzi ve Heinrich Böll Stiftung dernekleri, Kalkınma Merkezi Derneği’nin 2011’de Türkçe ve Kürtçe olarak yayıma hazırladığı “Kırsal Kalkınmada Alternatif ve Yeni Yaklaşımlar” kitabından yola çıkarak 16-17 Kasım 2012 tarihlerinde Kadir Has Üniversitesi’nde aynı başlıkla uluslararası bir konferans düzenledi. Konferansta gıda, nüfusun evrimi, toplumsal cinsiyet, kırsal yaşam biçimleri, kırsal kalkınma ve politikaları alanında çalışma ve görüşler dile getirildi.
Kürt meselesinin çözümüne ilişkin algılar, aktörler ve süreç Kürt meselesinin çözümünde siyasetin ciddi anlamda tıkanıklık yaşadığı bu dönemde, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği ile Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) “Kürt Meselesinin Çözümüne İlişkin Algılar, Aktörler ve Süreç” konulu iki günlük bir konferans düzenledi. Konferansta, Kürt ve Türk kamuoyundaki algı farklılaşması ve birbirinden kopuş hissi vurgulandı; çözüm sürecinde müdahil olan aktörlerin, özellikle siyasetçilerin rolleri ve sorumlulukları, çözümün koşulları, çatışmanın sonlandırılması, müzakere ve diyalog yöntemleri tartışıldı.
Türkiye’nin ifade özgürlüğü sorunu Türkiye’de ifade özgürlüğü alanında sorunlu pek çok yasa bulunmaktadır. Pratikte en çok sorun yaratan yasalar olarak İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) tarafından hazırlanan “Türkiye’de İfade Özgürlüğü: Mevzuat ve Yargı Gözlem Raporu”nda1 17 yasaya dikkat çekilmektedir.
Kentsel düzeyde kültür politikaları: İstanbul örneği Hangi kentin, hangi özelliklerine göre küresel olup olmayacağını adeta bir yarışma içinde gösterdikleri performanslar belirliyor. Son dönemde, İstanbul’un “imaj promosyonu”nu üstlenen İBB, İstanbul’u kimi zaman finans, kongre, kültür kenti olarak adlandırıyor. Ağırlıklı olarak yeni yasal düzenlemeler ve kentsel rant üzerinden kurulan ittifakın verdiği güçle İstanbul’u bir çekim noktası haline getirmek üzere başı çekiyor.
Yoksulluğa ve zulme karşı direnme hakkı Türkiye’de 2001 sonrası gerçekleşen büyüme hızlarına rağmen, gelir eşitsizliği ve yoksulluk sorununda önemli iyileşmelerin ortaya çıkmaması, bu sorunların piyasa mekanizması içinde büyüme ile kendiliğinden çözülemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Türkiye’de gelir eşitsizliği ve yoksulluk sorununun varlığını sürdürmesinin temelinde, çarpık kapitalist sistemin ekonomi politik yasaları kadar, devletin sosyal politikalardan ısrarla kaçınması da önemli bir faktördür.
AKP’nin on yılında sendikalar ve sendikasızlaştırma Türkiye’nin AKP’li son on yılında sendikalaşmadan değil sendikasızlaştırmadan söz etmek yerinde olacaktır. Sendikalaşma ülke tarihinin en düşük düzeylerine gerilerken sendikaların faaliyetlerinde ve toplumsal-siyasal etkilerinde de önemli bir gerileme yaşanmıştır. AKP hükümetinin benimsediği neo-liberal iktisat politikaları, dayandığı muhafazakâr sosyal değerler ve önemli bir bölümünü temsil ettiği yeni yükselen sermaye gruplarının sendika alerjileri, sendikal hak ve özgürlükler konusunda AKP’nin mesafeli tutumunu açıklar niteliktedir.
Kentsel dönüşüm politikaları ve TOKİ’nin önlenemez yükselişi Bu, mülkiyet hakkını kutsal sayıp barınma hakkını gözardı eden yaklaşımla ekonomik nedenlerle gecekondu ve çöküntü alanlarına yerleşmiş ve kanun önünde tapusu olmaması nedeniyle “hak sahibi” kabul edilmeyenler ya da yeni prestijli projelere katılacak düzenli ekonomik geliri olmayanlar kentin dış alanlarına sürülmektedir. Burada yapılması gereken, öncelikle kentsel sürgünü ve ötekileştirmeyi durdurarak konut üretiminde tekelleşmenin önüne geçmek; fizik mekânın iyileştirilmesini önceleyen yaklaşımı terk ederek sosyal ve ekonomik olarak iyileştirmeyi merkezine koyan ve mülk sahipliği / kiracı oranlarını göz önünde bulunduran, yalnızca “tapu sahipleri” için değil, kiracılar için de yaklaşımlar geliştirilen süreçlerde kamu-özel sektör ve sivil toplum işbirliği ve sosyal konut yaklaşımlarını gerçekleştirmektir.
Kentsel dönüşüm ve Afet Yasası: Afet bahane, yatırım şahane Kentsel dönüşümün bu kadar iştahlı bir şekilde ele alınması kısmen ve kabaca, kent ve mekânın kullanım ve değişim değerleri arasındaki farkla açıklanabilir7: Neoliberal düzen içinde mekân ya da kent, artık öncelikle barınma ve yaşam alanı sunma, sağlıklı bir çevre oluşturma, üretim için bir altyapı hazırlama, ticaret için imkân sağlama, kamusal paylaşımlarda bulunma, vb. gibi, salt kullanım değeri ilişkisi içinde önemsenmiyor. Şu an kapitalizmin içinden geçtiğimiz evresinde, kentin kendisi alınıp satılan, speküle edilen, kâr peşinde koşulan bir meta halini alıyor. Kapitalizmin temelinde sermaye birikimi, konsantrasyon ve merkezîleşme eğilimi olduğunu düşünürsek, neo-liberal kentleşme de kent toprağını sermaye birikiminin merkezinde görüyor.