Toprak karbon kredileri: Nimet mi, lanet mi?

Atlas

Yeryüzündeki topraklar ormanlardan daha fazla karbon depoluyor ve bu depolama kapasitesinin iklimi korumaya katkı sağlayan bir unsur olarak taşıdığı değer gitgide artıyor. Toprakta karbon birikimini veya tutulumunu teşvik amacıyla pazarlanabilir karbon kredileri tasarlanmıştı. Fakat bu krediler nihayetinde emisyonları azaltma hedefine zarar verebilir. 

Toprak karbon kredileri: Nimet mi, lanet mi? teaser
Teaser Image Caption
Topraktaki organik karbonun çoğu kuzeydeki donmuş toprak (permafrost) bölgelerinde ve taygalarda depolanıyor. Tropikal yağmur ormanlarında ise karbon yeraltında değil, büyük oranda bitkilerde tutuluyor.

Toprak dev miktarda karbon barındırır, bu karbonun çoğu humus, yani çürümüş bitki ve hayvanlardan oluşan organik madde formundadır. Toprağın 30 santimetrelik en üst katmanında 700 milyar tona yakın karbon taşıdığı tahmin ediliyor; yani başta ormanlar olmak üzere, bitkiler tarafından depolanan 560 milyar tondan daha fazlası. Dolayısıyla toprak, doğal bir karbondioksit (CO₂) yutağı olarak, iklim değişikliği azaltım politikalarında önemli role sahip. Bilimsel modellemeler, toprakta her yıl potansiyel olarak 2 ila 5 milyar ton karbon tutulabileceğini öngörüyor. Ancak bu tahminler arazilerin nasıl kullanılacağına ve iklim krizinin nasıl gelişeceğine bağlı. Bugün Avrupa’nın birçok yerinde toprak net karbon kaynağına dönüşmüş durumda: Yani tuttuğundan daha fazla karbon salıyor. 

Kurumuş turbalıklar bunun çarpıcı bir örneği. Paris Anlaşması’nın küresel sıcaklık artışını 2°C’nin altında tutma hedefine ulaşabilmek için emisyonların azaltılması öncelik olmayı sürdürmeli. Katı emisyon azaltımlarına ek olarak, toprakta karbon depolamak da iklim politikasında önemli bir yer tutabilir. Bu bir azaltım stratejisi olmanın ötesinde, iklim krizine uyum ve toprağın sağlığını geri kazanma bakımından da hayati önem taşıyor. Toprağın doğal karbon yutağı olarak taşıdığı potansiyel, bilim, uygulama ve politika alanında gitgide daha fazla araştırılıyor. Buradan hareketle, toprak ve ormanlarda karbon miktarını artırmaya yönelik uygulamaları içeren karbon çiftçiliği kavramı gelişti. 

toprakatlasi-2025-kapak-tr.jpg

Toprak Atlası 2024, verimli toprağın küresel ölçekte kaybının sonuçlarını ortaya koymakla kalmıyor; aynı zamanda iklimin korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi için sürdürülebilir ve adil arazi kullanımının potansiyelini de gösteriyor.

Bu kavram geliştirilmiş ekim nöbeti, doğrudan tohum ekimi, malçlama, kurumuş turbalıkların yeniden ıslatılması, ormansızlaştırılmış arazilere ağaç dikimi ve ağaçlarla tarımı aynı arazi üzerinde birleştiren bir yaklaşım olarak tarımsal ormancılığı da kapsıyor. 

Karbon çiftçiliğinin, karbondioksit gibi emisyonları telafi edecek “toprak karbon kredisi” ticaretiyle finanse edilmesi öngörülüyor. AB şu anda karbon telafisi (dengeleme) konusunda bir düzenleme hazırlıyor; toprakta karbon depolanması da bu kapsamda düzenlenecek. Mantık basit: Çiftçi belirli yöntemlerle belirli bir sürede toprağındaki karbonu artırmayı taahhüt eder. Depoladığı her ton karbondioksit başına bir karbon kredisi kazanır. Şirketler de kendi emisyonlarını dengelemek ve ürün ya da hizmetlerini iklim-nötr olarak tanıtabilmek için bu kredileri satın alır. Fakat bu dengeleme yaklaşımı bazı sorunlar içeriyor. Birçok şirketin iklim hedeflerine ulaşabilmek için karbon telafisine bel bağladığı anlaşılıyor. Yani kredi satın alıp sera gazı salmaya devam ediyor ve böylece iklim nötr iddiasını sürdürebiliyorlar: Bu tür uygulamalar “yeşil aklama” olarak eleştiriliyor. 

Karbon telafisi sisteminde her bir kredi, toprakta depolanan bir ton karbon demek. Ne var ki toprakta ne kadar karbon tutulduğunu net olarak ölçmenin henüz standart bir yöntemi yok. Topraktaki organik karbon aynı tarla içinde bile büyük farklılık gösterebilirken, depolanan karbonun toprakta kalıp kalmayacağı da belli değil. Oysa gerçek bir telafi için, karbonun atmosferde kalacağı süre kadar toprakta kalması gerek. Fakat karbonu toprakta tutmak kolay değil, uzun vadeli ya da kalıcı bir tutulum garanti edilemez. Zira aşırı hava olayları veya ekim yöntemi değişikliği toprakta depolanan karbonu bir anda atmosfere salabilir. Karbon ticareti sistemine yönelik eleştiriler sonucunda yeni fikirler ortaya atıldı: Depolanan karbonun tamamını kredi olarak satmak yerine bir kısmının yedek olarak ayrılması önerildi. Fakat orman karbon kredisi ticaretinde yaşananlar bu yaklaşımın da ciddi riskler taşıdığını gösteriyor. Kaliforniya’daki orman yangınları on yıldan kısa sürede karbon kredisi rezervlerinin yüzde 95’ini yok etti; halbuki bu rezervlerin içinde yaşadığımız yüzyıl boyunca karbon emisyonlarını telafi etmesi öngörülüyordu. İklim krizi ağırlaştıkça, depolanan karbonun atmosfere geri salınma ihtimali de artıyor. AB bu soruna çözüm olarak kredilere son kullanma tarihi koymayı planlıyor. Fakat bu sefer de kredilerin kullanımının denetlenmesinde yeni sıkıntılar ortaya çıkabilir. 

Toprak karbon kredileri: Nimet mi, lanet mi? 2. görsel
Latincede “toprak” anlamına gelen humus, mikroorganizmaların organik maddeleri ve başka bileşenleri parçalayarak oluşturduğu, toprağın temel yapıtaşlarından biridir.

Avustralya ve İskoçya gibi ülkelerde toprak karbon kredisi ticareti arazi fiyatlarını aşırı yükselttiği için genç çiftçi ve küçük üreticilerin toprak sahibi olması zorlaştı. Orman karbon kredilerinde edinilen deneyim de karbon kredilerinin satışıyla elde edilecek mali kazanç potansiyelinin toprak gaspını körüklediğini gösteriyor. Norveçli bir şirketin ağaç plantasyonları yüzünden Uganda’da binlerce insan yerinden edildi. Yani uluslararası karbon kredisi ticareti, Küresel Kuzey şirketlerinin Küresel Güney’deki halkın toprağını elinden alıp iklime zarar veren iş modelleri yürütmesine zemin yaratarak yeni sömürgeci düzeni sürdürme riski taşıyor.

Sağlam bir humus tabakası dayanıklı ekosistemlerin can damarı: Gıda güvenliğini sağlar, biyoçeşitliliği destekler, kuraklığa ve sele karşı kalkan oluşturur. Ancak toprak koruma tedbirleri ne katı emisyon kesintilerinin yerine geçirilmeli, ne de insan ve halkların temel haklarını kısıtlamalı. Toprakta karbon birikimini artırmaya yönelik her türlü girişimin, sosyal adaleti, çevresel sürdürülebilirliği ve toplulukların uzun vadeli esenliğini temel alan daha geniş stratejilerle birlikte yürütülmesi şart. 

Toprak karbon kredileri: Nimet mi, lanet mi? 3. görsel
Toprak doğru yönetildiğinde atmosferden karbon çekip depolayabilir. Fakat arazi kullanımındaki değişimler ve aşırı hava olayları bu karbon deposunu tehdit ediyor.