Alternatifler: Toprak sağlığı devrimi

Atlas

Toprak sağlığının bozulması tarımın geleceğini ve gıda güvenliğini tehdit ediyor. Monokültür, yoğun sürüm ve aşırı kimyasal kullanımı toprağın yapısını ve besin dengesini zayıflatıyor; bu nedenle, dünyanın dört bir yanında çiftçiler alternatif toprak yönetimi çözümlerine yöneliyor. Üreticinin eğilimi umut vaat etse de, devlet politikaları ve finansal destek bu dönüşümü desteklemekte henüz yetersiz.

 

Alternatifler: Toprak sağlığı devrimi teasr
Teaser Image Caption
Organik gübrenin faydaları toprak sağlığını iyileştirmenin çok ötesine uzanır.

Tarımı bir beden gibi düşünürsek, toprak onun ruhu. Toprak sağlığı sürdürülebilir tarımın temeli; gıda güvenliği, su yönetimi ve ekosistemin dayanıklılığı ona bağlı. Sürdürülmesi mümkün olmayan tarım uygulamaları, ormansızlaşma ve kimyasal girdilere aşırı bağımlılık toprak bozulumunu körüklüyor. Nihayetinde erozyon ağırlaşıyor, topraktaki besin maddeleri tükeniyor ve verim hızla düşüyor. “Yeşil Devrim” ilk başta kimyasal gübrelerle verimi yükselttiyse de, aşırı gübre kullanımı zamanla besin dengesizliğine, toprağın asitleşmesine ve mikrobiyal yaşamın zayıflamasına yol açtı. Kenya’nın Rift Vadisi’nde yapılan araştırmalar, sürekli azotlu gübre uygulamasının verimliliği uzun vadede düşürdüğünü ve su kaynaklarına nitrat sızıntısını artırdığını gösteriyor.

Sağlıklı toprak şu bileşenleri içerir: Kolay besin erişimi, iyi toprak yapısı, bol organik madde, yüksek su tutma kapasitesi ve canlı mikrobiyal etkinlik. Tek bir besine odaklanan kimyasal gübrelerin aksine, alternatif yaklaşımlar toprak verimliliğini ve mikrobiyal çeşitliliği bir bütün olarak geliştirmeyi hedefleyerek düşük maliyetle uzun ömürlü bir canlılığı güvence altına alıyor. Afrika’da küçük üreticilerin birçoğu toprağı zenginleştirmek için kompost, yeşil gübre ve kompost çayı kullanıyor. Ayrışmış organik atıklardan elde edilen kompost, besin içeriğini, mikrobiyal etkinliği ve su tutma kapasitesini artırıyor.

toprakatlasi-2025-kapak-tr.jpg

Toprak Atlası 2024, verimli toprağın küresel ölçekte kaybının sonuçlarını ortaya koymakla kalmıyor; aynı zamanda iklimin korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi için sürdürülebilir ve adil arazi kullanımının potansiyelini de gösteriyor.

Yonca ve börülce gibi örtü bitkilerinden elde edilen yeşil gübre bir yandan toprağı güneşten korurken, bir yandan da organik madde ve azot miktarını yükseltiyor. Öyle ki, Kenya’da yeşil gübre sayesinde mısır verimi yer yer yüzde 25’e kadar arttı. Kompostun sıvı ekstraktı olan kompost çayı ise yararlı mikroorganizmaları doğrudan toprağa kazandırıyor.

Biyogübreler sürdürülebilir tarımda kritik bir rol oynuyor. Rhizobium bakterileri atmosferdeki azotu bitkinin kullanabileceği hale getirirken, mikoriza mantarları da kökleri güçlendirerek besin ve su alımını artırıyor. Bu mikroorganizmalar ayrıca, toprak taneciklerini birbirine bağlayan glomalin adlı glikoprotein üreterek toprak yapısını iyileştiriyor. Tanzanya örneğinde biyogübre kullanımının baklagilde yüzde 30’a varan verim artışı sağladığı görülüyor. Biyokömür ise düşük oksijen koşullarında organik maddenin yakılmasıyla elde edilen, bozulmaya dirençli, karbonlu bir ürün; asitleşmeyi azaltıyor, nem ve besini tutuyor, yararlı mikrobiyal yaşamı destekliyor.

Doğu Afrika’da siyah asker sineği kompostu ile solucanların organik maddeyi yüksek besinli komposta çevirmesiyle elde edilen vermikompost kullanımı da gitgide yaygınlaşıyor: Siyah asker sineği larvaları organik atıkları besince zengin bir gübreye dönüştürerek toprak verimliliğini ve ekinlerin verimini yükseltiyor. Zira suni gübreler sadece bitkiyi beslerken, solucan gübresi toprağı besliyor. Düşük maliyetli, fermente bir ürün olan jeevamrut da toprağa besin ve yararlı mikroorganizmalar sağlayan bir başka biyogübre çeşidi. Toprağın yapısını, su tutma kapasitesini ve besin erişimini artırıyor. Doğu Afrika’da kullanımı halen sınırlı olmakla birlikte, ucuz ve kolay üretilebilir olması sebebiyle giderek yaygınlaşıyor. 

Alternatifler: Toprak sağlığı devrimi 2. görsel
Çiftçiler toprak sağlığını korumak için zaten farklı yöntemler kullanıyor. Bu yöntemlerin erişilebilir olmasını sağlamak ve etkinliğini artırmak için politika ve yatırımlara ihtiyaç var.

Benzer bir yaklaşım içeren bokaşi kompostu ise, Kenya’nın Tharaka Nithi bölgesinde bozulmuş toprakların onarılmasında küçük üreticiler tarafından kullanılıyor.

 

Silika ve potasyum açısından zengin pirinç kavuzu külü toprağı havalandırıp köklerin ilerlemesini kolaylaştırırken, deniz yosunu özleri de içerdiği mikro besinler ve biyoaktif bileşiklerle bitki bağışıklığını harekete geçiriyor. Doğal kaya oluşumlarından elde edilen kaya unu ise magnezyum, kalsiyum ve silikon gibi mineralleri yavaş yavaş salarak toprağın verimliliğini artırırken, toprak dokusunu, havalanmayı ve mikrobiyal etkinliği iyileştiriyor, besin döngüsü ve organik madde parçalanmasını destekliyor.

 

Toprağı onaracak bu alternatif yöntemlerin benimsenip başarıyla uygulanabilmesi için güçlü ve kararlı bir politika zemini şart. Kenya 2023 yılında açıkladığı Tarımsal Toprak Verimliliği Politikası ile bu yönde umut verici bir adım attı.

 

Bu politika belgesi ülkenin toprak bozulumu sorunlarını açıkça kabul ediyor ve biyogübreleri azaltım stratejisinin temel bir unsuru olarak vurguluyor. Biyogübreler için düzenleme çerçevesi oluşturmayı, etkin kullanım için kapasite geliştirmeyi ve piyasada erişilebilirliği sağlayacak sağlam bir değer zinciri kurmak üzere kurumsal desteği güçlendirmeyi devletin sorumlulukları arasında sayıyor.

 

Çiftçinin düşük maliyetle erişebildiği etkili alternatif toprak girdilerinin iklim ve piyasa şoklarına dayanıklı tarım sistemlerine entegre edilmesi gerek. Tarımsal ormancılık ile karışık ekim ve ekim nöbeti gibi stratejilerle farklı besin ihtiyaçlarına sahip bitkileri bir araya getirerek verimlilik ve ekosistem dengesi güçlendirilmeli. Böylece üreticilerin yenilikçi ve geleneksel uygulamaları beraber kullanarak bozulmuş toprakları canlandırırken çevresel korumayı da desteklemesi mümkün. Bunun için devletin politika desteği, kaynak aktarımı ve değer zincirlerinin güçlendirilmesi şart. Tarımı dönüştürmek ve gelecek nesiller için gıda güvenliğini temin etmek ancak böyle mümkün olabilir.