Çölü yeşillendirmek: Sahra ve Sahel’de toprak onarımı

Atlas

Sahra Çölü her yıl biraz daha büyüyor ve milyonlarca insanın yaşamını ve geçim kaynaklarını tehdit ediyor. Çölleşmeyle mücadele için büyük ölçekli girişimler başlatılmış olsa da, bunların çoğu yeterli ve sürekli finansman desteğinden yoksun. Buna karşılık yerel çiftçiler tarafından uygulanan tabandan çözümler, yerli bilgeliğin doğayı onarma gücünü gözler önüne seriyor.

Çölü yeşillendirmek: Sahra ve Sahel’de toprak onarımı teaser
Teaser Image Caption
Afrika’da bozulan topraklar nedeniyle gelecek on yıl içerisinde 60 milyon insanı yerinden edilebilir.

Eskiden verimli topraklara ve yoğun nüfusa sahip olan Sahra, artık dünyanın en büyük sıcak çölüne dönüştü. Yağış çok az, çoğu yer yılda yalnızca 25 ila 50 milimetre yağmur alıyor. Kuzey Afrika boyunca uzanan çöl 9 milyon kilometrekareden geniş bir alanı, yani Afrika kıtasının neredeyse üçte birini kaplıyor. Sert iklimine, uçsuz bucaksız kum denizlerine ve yüksek kumullarına rağmen, Sahra’da hâlâ yeşil vahalar, göller, sayısız bitki ve hayvan türü var. Yaklaşık 2,5 milyon insan da bu zorlu coğrafyada hayatını sürdürüyor.

Bu geniş coğrafyada iklim krizi, hızla artan nüfus, yoğun tarım ve aşırı otlatma toprağı yıpratıyor, ekosistemleri tahrip ediyor. Sık yaşanan kuraklık ve kuru Harmattan rüzgarlarıyla birleşen insan etkisi, çölü güneye, Senegal’den Sudan’a uzanan 6 bin kilometrelik yarı-kurak savan kuşağı Sahel’e doğru genişletiyor.

400 milyon insanın yaşadığı Sahel, Afrika mahmuzlu kaplumbağası ve Sahra çitası gibi türler için bir sığınak. Sahel’in çölleşmesi, insani krizleri, kıtlığı ve açlığı derinleştiriyor. Dünya Gıda Programı’na göre, bölgede açlık sınırındaki insan sayısı 2019-2022 arasında 10 kat arttı. Çölleşme, çatışmalar ve yükselen gıda fiyatları gibi etkenler birleşerek bu dramatik tabloyu besliyor. Biyoçeşitlilik azalıyor, göller küçülüyor. Hayvanlar, bitkiler ve 30 milyondan fazla insan için hayati bir kaynak olan Çad Gölü kurumaya yüz tuttu.

toprakatlasi-2025-kapak-tr.jpg

Toprak Atlası 2024, verimli toprağın küresel ölçekte kaybının sonuçlarını ortaya koymakla kalmıyor; aynı zamanda iklimin korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi için sürdürülebilir ve adil arazi kullanımının potansiyelini de gösteriyor.

Sahra ile Sahel’i yeşertme girişimlerinin en bilineni Büyük Yeşil Duvar projesi. Afrika ülkeleri öncülüğündeki bu girişim, bozulmuş tarım ve mera alanlarına yeniden verimlilik kazandırarak çölün ilerleyişini durdurmayı amaçlıyor; ağaç dikmek, doğal yollarla filizlenen bitkilerin büyümesini desteklemek, suyu korumak ve sürdürülebilir toprak yönetimi gibi çeşitli yollara başvuruluyor. Ancak projede bazı aksaklıklar yaşandı. Su yetersizliği ya da yerel koşullara uymayan türlerin seçilmesi nedeniyle birçok ağaç kurudu. Biliminsanları, bölgeye getirilen yabancı türlerin ekolojik etkilerine dair eleştirilerde bulundu. Bunun üzerine proje, daha sürdürülebilir ve yerel koşullara uyumlu uygulamalarla yeniden düzenlendi.

Son yıllarda dünya genelinde farkındalığın artması ve toprak restorasyonu girişimlerine kaynak konusunda hayli ilerleme yaşandı. Dikkat çeken örneklerden biri, sekiz Afrika ülkesinde 500 binden fazla haneyi restorasyona dahil eden Afrika’yı Yeniden Yeşillendirme (Regreening Africa) programı. Bu program dahilinde sürdürülebilir toprak yönetimi, ağaçlandırma, iklim dostu tarım ile toprak ve su koruma teknikleri eğitimi veriliyor. BM, Büyük Yeşil Duvar’ın 2030 hedeflerine ulaşabilmesi için en az 33 milyar dolar ek kaynağa ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Birçok devlet destek taahhüdünde bulunmasına rağmen, uluslararası fonların ve Sahel ülkelerinin katkısının yetersiz kalması, sahayı sekteye uğratıyor. Bölge ülkeleri, siyasi kriz, istikrarsızlık ve terör tehdidiyle karşı karşıya.

Büyük ölçekli ve kamu destekli programların yanı sıra tarlalarda sessiz bir dönüşüm de yaşanıyor: Yerel çiftçiler tabandan örgütledikleri projelerle kayda değer başarılar elde ediyor. Öne çıkan isimlerden biri olan Burkina Faso’lu çiftçi Yacouba Sawadago, 25 hektardan büyük bir alanı 60’tan fazla ağaç ve çalı türü kullanarak tek başına ağaçlandırdı. Kullandığı kadim zaï yöntemi, çiftlik gübresi ve kurumuş bitki örtüsüyle doldurulan küçük çukurlarda kıt yağmur suyunu hapsediyor ve topraktaki besin maddelerini yoğunlaştırıyor.

Çölü yeşillendirmek: Sahra ve Sahel’de toprak onarımı 2. görsel
2007’de başlatılan Büyük Yeşil Duvar, Afrika öncülüğünde yürütülen ve çölleşme, iklim değişikliği ve yoksullukla mücadele etmeyi amaçlayan bir girişim. Toprak bozulumu göç ve çatışmaları tetikliyor.

Ardından ağaç ve tarla bitkilerini bu çukurlara dikiyor/ekiyor. Bu yöntemle verim artıyor, toprak güçleniyor ve çiftçilerin iklim krizine uyumu kolaylaşıyor. Zaï tekniği sayesinde, sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle, Burkina Faso’da yaklaşık 3 milyon insanın gıda güvenliği iyileştirildi, hanehalkı brüt gelirleri ortalama yüzde 18-24 arttı, 6 milyon hektarda çevresel bozulma ile çölleşme tersine çevrildi ve 200 milyon yeni ağaç dikildi.

Sahra ve Sahel çiftçileri atadan kalan bilgiyi kullanarak toprak bozulumuyla mücadele ediyor. Benzer bir yöntem olan çiftçi yönelimli doğal yeniden yeşerme yaklaşımıyla, bozulmuş arazilerdeki ağaçlar korunup büyütülüyor, böylece bitki örtüsünün iyileştirilmesi amaçlanıyor. Bu sayede kurak yıllarda bile üretim artırılıp iklim krizine uyum sağlanabiliyor; yerel toplulukların geliri yükseliyor ve toplumsal dayanışma güçleniyor. Örneğin Nijer’de yerel çiftçi katılımı olmadan yürütülen ağaçlandırma çalışmaları genellikle başarısız olurken, çiftçilerin yetiştirdiği fidanların yaşama şansı çok daha yüksek. Ülkedeki ekili arazinin neredeyse yarısına denk gelen 6 milyon hektardan geniş bir alan bu yaklaşımla onarıldı. Komşu ülke Mali’de de köy dayanışma grupları tarım ile ormancılığı birleştiren geleneksel teknikler uyguluyor. Bu teknikler çiftçi buluşmaları, yerel radyo programları ve en başarılı üreticileri ödüllendiren yarışmalarla yaygınlaştırılıyor.

Sahra’nın genişlemesini durdurmak tek bir reçeteye bağlı değil, birçok yaklaşımı bir arada kullanmak gerek. Bu sorun yerel toplulukların tek başına çözemeyeceği kadar büyük, ancak onların katkısı olmadan ulusal ve uluslararası düzeyde yönetilemeyecek kadar da karmaşık.