Türkiye’de modern tarım teknikleri uygulamasındaki artışla yoğun işleme, kimyasal kullanımı, bilinçsiz sulama ve monokültür yetiştiricilik toprağı bozdu. Bugün tarım topraklarının büyük bir kısmı sağlığını kaybetmiş durumda. Bu kayıp, ekosistem hizmetlerinden çiftçinin kazancına kadar her şeyi etkiliyor.
Organik maddesi azalmış, erozyona açık ve kimyasal girdilere bağımlı toprak verimi ve doğayı olumsuz etkiler. Türkiye bu sorunla erken tanışmış ülkelerden biri. Toprak sağlığını anlamanın en pratik yolu bitki artıkları, humus ve toprak canlılarından oluşan, toprağın “can suyu” organik madde miktarına bakmak. Mineral topraklarda hedef en az yüzde 3 organik madde düzeyi iken Türkiye topraklarının yüzde 88 kadarında bu oran yüzde 2’den düşük. Dolayısıyla azot gibi temel besin elementleri yetersiz kalıyor ve özellikle kurak dönemde ürün daha kırılgan hale geliyor.
Üst katmandaki toprak organik karbonu (TOK) ise yaklaşık 3,5 milyar ton. TOK’un artması hem karbonu toprakta tutmak hem de verimi istikrara kavuşturmak için elzem. Türkiye’de eğimli arazilerde yanlış ve yoğun toprak işleme, toprağı örtüsüz bırakma, aşırı gübre ve pestisit kullanımı, sıklaşan ve şiddetlenen yangınlar ile kentleşme baskısı bu tabloyu ağırlaştırıyor. Döngüyü kırmanın yolu toprak restorasyonundan geçiyor.
Toprak restorasyonu, bozulmuş toprakların ekolojik, kimyasal ve fiziksel işlevlerini geri kazandırmayı amaçlar. Hedef, verimliliği artırmak, erozyonu azaltmak, karbonu toprakta depolamak, su döngüsünü ve biyolojik çeşitliliği güçlendiriyor. Bunun için toprağı mümkün olduğunca az işleyerek ekim yapmak, tarlayı yılın büyük bölümünde bitki örtüsüyle kapalı tutmak, baklagil ağırlıklı münavebe uygulamak, çiftlik gübresi ve kompost gibi organik girdileri analize dayalı dozlarla kullanmak, eğimli arazide kontur sürüm ve teraslarla yüzey akışını yavaşlatmak, meralarda planlı otlatma uygulamak ve su verimliliğini yükseltmek gerek. Tuzlu ve sodyumlu topraklarda ıslah adımları ve tarımsal ormancılık da bu kapsamda.
Son yıllarda sivil toplumun da desteğiyle sürdürülebilir toprak yönetimine başvuran çiftçi sayısı artıyor. Erozyon kontrolü, ağaçlandırma ve yangın sonrası doğal iyileşme alanlarına yönelik devlet girişimleri var. Çankırı, Aydın, Karaman gibi yerlerde doğrudan (anıza) ekim ve örtü bitkili tarımsal üretim denemeleri yapılıyor. 2010’larda ekim makinesi hibe desteği ve Konya Sarayönü gibi örneklerde yerel uzman ve çiftçilerin çabasıyla doğrudan ekim kısmen yaygınlaştı. Bu yöntemlerle pamuk yetiştiriciliğinde, beş yılın sonunda, yüzde 1,5 organik madde içeriği iki katına çıkarıldı, organik karbon stokları en yüksek değerlere (hektar başına 90,76 ton) ulaştı. Bitkiye yararlı su tutulumunda da yüzde 20 artış oldu. Bu sayede tarımsal girdilerde yüzde 70’e varan tasarruf sağlandı. Ancak bu uygulamalara yönelişin toplam içindeki payı henüz çok sınırlı. Organik tarım alanının toplam tarımsal alana oranı 2018’de yüzde 2,7 ile zirveye ulaştıktan sonra, 2023 yılında yüzde 0,9’a inmiş görünüyor.
Toprak restorasyonu konusunda öne çıkan eksikler arasında, organik madde ve karbonun düzenli ölçümle izlenmiyor oluşu ve toplam karbon stoku belirlenmiş olsa da eksikliği giderecek bir toprak yönetim stratejisi bulunmayışı göze çarpıyor. Ayrıca bu uygulamalara teşvik için çiftçinin sürekli desteklenmesi gerek, zira ilk yıllarda verim düşüşü yaşanabiliyor.
Doğrudan ekim ve örtü bitkisi yönetimi ekipmanı için il/ilçe ölçeğinde ortak makine parkları kurulabilir. Suni gübre ve pestisitte analize dayalı dozlama ile hassas tarım uygulamaları için 4R (doğru kaynak-doz-zaman- yer) prensibi yaygınlaştırmalı. Havza başına organik karbon haritası, erozyon sıcak noktaları ve mera sağlığı değerlendirmesi çıkarılıp somut hedefler konabilir. Örtü bitkisi, azaltılmış işleme ve kompost kullanımına basit tasarımlı destekler sağlanabilir. Analiz yaptıran üreticiye daha yüksek destek sunulması, tarımsal ormancılığın hibelerle teşviki düşünülebilir. Meralarda otlatma planı zorunlu kılınıp, kaplama oranı ve ot verimi gibi göstergeler ölçülüp desteğe bağlanabilir. Sulamada damlama ve yağmurlama sistemleri için devlet bankaları finansman modelleri geliştirebilir.
Devlet ve kurum desteği gerektiren bu girişimlerin yanı sıra, sivil toplum, belediye, oda ve kooperatiflerin katılımıyla yerel üretici açısından uygulanabilecek basit adımlar da var: Anızı yakmayıp tarlada bırakmak, kışlık örtü bitkisi ekip ilkbaharda toprağa karıştırmak ya da kırpıp yüzeyde bırakmak, kademeli şekilde doğrudan ekime geçmek veya en azından işleme derinliğini ve sayısını gitgide azaltmak, çiftlik gübresini olgunlaştırıp kompost olarak ve analize göre dozlayarak uygulamak kısa sürede fark yaratabilir. Böylece maliyetler düşerken, ürüne değer katan politikaların uygulanması çiftçiye ekonomik kazanç da sağlar.