Sentetik gübreler iklime zarar veriyor, ne var ki endüstriyel tarım büyük ölçüde bunlara dayalı. Ayrıca yüksek gübre fiyatları gıda ürünlerinin de fiyatını artırıyor. Özellikle gıda krizinin borç krizleriyle üst üste bindiği Afrika ülkeleri zor durumda.
2019 ile 2022 arasında gübre fiyatları üç katına çıktı. Covid-19 süresince Rusya ve Çin, tarım endüstrilerini yüksek gübre fiyatları karşısında koruyabilmek için Batı Avrupa ve Hindistan dahil bazı bölgelere gübre ihracatını yasakladı. Pandemi sırasında tedarik zincirlerinin kesintiye uğraması da dünya pazarında gübre arzında sıkıntıya yol açtı. Rusya 2021 ortalarından itibaren Avrasya ekonomik bölgesi dışına ihracatı da kısıtladı. Rusya’nın Ukrayna işgaliyle, gübre ticaretinde önem taşıyan Karadeniz hattındaki çatışmalar faaliyetin aniden kesilmesine neden oldu.
Doğalgaz fiyatlarındaki sıçrama Avrupa gübre üretimini geçici olarak yüzde 70’e varan oranlarda düşürdü. Azotlu gübre için gereken fosil yakıtlardaki (doğalgaz, petrol, kömür) maliyet artışları da fiyat yükselişini tetikledi. Gübre fiyatlarının etkisi gıda alışverişinde hissediliyor: Dünya gıda fiyatlarını takip eden Gıda Fiyat Endeksi Mart 2022’de tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. 2007-2008 gıda krizi sırasında gübre fiyatları ikiye katlanınca tahıl, bitkisel yağ ve süt fiyatları ortalama yüzde 44 arttı: Bu da dünya genelinde 100 milyon insanın daha açlık çekmesi demek. Türkiye’de 2023’te gıda enflasyonu yüzde 75’e çıktı, sonra biraz gerilese de FAO’ya göre hâlâ “yüksek”. 2025’te dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı, yani açlık sınırı, asgari ücreti aştı. Fiyat artışları tüketiciyi vururken en kârlı kesim petrol, gaz ve gübre endüstrileri oldu: 2022’de en büyük dokuz gübre üreticisinin ortalama kâr marjı yüzde 36’ya ulaştı. AB’deki karbonsuzlaşma planları ve yüksek gaz fiyatları, bazı şirketlerin üretimini ucuz gaz ve yüksek sübvansiyon sunan ABD’ye kaydırdı.
Azotlu gübre üretimi iklim krizini ağırlaştırıyor. 20. yüzyıl başında geliştirilen Haber-Bosch işlemi yaklaşık 500 C° ve yüksek basınçta hidrojen ve azottan amonyak üretiyor. Endüstriyel kimyasal üretiminde daha fazla karbon salan bir işlem yok. Azotlu gübre tedarik zinciri küresel sera gazlarının yüzde 2,1’inden sorumlu, bunun üçte biri üretimden kaynaklı. Amonyak sentezi her yıl dünyadaki enerjinin yüzde 1-3’ünü tüketiyor. Enerji yoğun bir üretim olduğundan, azotlu gübre fiyatı yüzde 90 oranında doğalgaz fiyatına bağlı.
Gübre üretim kapasitesinin dengesiz dağılımı Küresel Güney’i ithalata bağımlı kılıyor. Sahraaltı Afrika, ihtiyacının yüzde 80 kadarını ithal ettiği için fiyat artışlarından sert etkileniyor. Kenya’da 2020-2022’de gübre fiyatları yüzde 150’den fazla artarak temel gıda fiyatlarını sıçrattı. Birçok Afrika hükümeti sübvansiyonla etkileri yumuşatıyor, ancak bu kamu bütçesine ağır yük bindiriyor. Malawi’de 2007-2008’deki gıda krizi sırasında gübre sübvansiyon payı yüzde 8’den 16’ya çıktı. Borç ya da iflas riski altındaki ülkelerin oranı 2013’ten beri neredeyse üçe katlandı. IMF’ye göre, Kamerun, Etiyopya, Somali ve Sudan da dahil 20 civarında ülke aynı anda borç ve gıda krizi yaşıyor.
Kimyasal gübreye dayalı modelin kırılganlığı Türkiye’de de kendini gösteriyor. 2022’de zirve yapan tırmanış DAP ve üre fiyatlarını altı yedi katına çıkardı. Öyle ki, 2002 ile 2019 yılları arasında üre ve DAP fiyatına paralel şekilde buğday alınabiliyor iken, 2021 itibariyle 1 ton buğday karşılığı alınabilecek gübre miktarı yarıya indi. 2022 sonunda tarım-ÜFE yıllık artışı yüzde 150’yi aştı, örneğin turunçgil fiyatları yer yer iki katına çıktı. Sentetik gübre ve pestisit ile elde edilen yüksek verimin küresel ölçekte açlık sorununu azaltacağı yönünde yaygın bir kanı bulunuyor. Ancak bu varsayım gerçekleri yansıtmıyor. Beş yılda hektar başına 65 kilogram ortalama ile Sahraaltı Afrika’nın en fazla gübre kullanan ülkesi Zambiya’ya bakarsak, Afrika’da hektar başına tahıl verimi açısından ilk altıda olduğunu görürüz.
Oysa 2022 Dünya Açlık Endeksi’ne göre 125 ülke arasında 110. sırada yer alıyor. Zira Zambiya’daki geniş ölçekli endüstriyel mısır ve soya fasulyesi ekimi ülkenin kendi gıda güvenliğine katkı sağlamıyor.
2024 Afrika Gübre ve Toprak Sağlığı Eylem Planı, gübre kullanımını artırmanın küresel gıda krizini tek başına çözmediğini söylüyor. Afrika ülkeleri toprak sağlığının bütüncül yöntemlerle iyileştirilmesi gereğini vurguluyor. Eylem planı organik gübre ve entegre yaklaşımları teşvik etse de, fosil yakıta dayalı konvansiyonel gübreleri aşamalı şekilde kullanımdan kaldırmayı öngörmüyor. Sürdürülebilirliği desteklediği için sivil toplumda memnuniyetle karşılansa da, planın etkisini uygulama gösterecek.
Türkiye’nin gübre ve toprak sağlığı ya da agroekoloji eylem planı yok, ancak Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı’nda (NDC) optimum azot kullanımı, azotlu gübrenin azaltılması, baklagil alternatifi, gübre uygulama standartlarının iyileştirilmesi, eğitim ve ekim nöbeti gibi başlıklar sıralanıyordu. Kasım 2025’te açıklanan İkinci Ulusal Katkı Beyanı’nda ise bu tarımsal tedbirlere doğrudan atıfta bulunulmayıp, sadece ulusal strateji belgeleri ve eylem planlarına işaret edilmekle yetinilmesi, uygulamaya yönelik somut bir yol haritası çizilmediği yönündeki kaygıları artırıyor.