Çölleşme en çok Afrika ve Asya ile ilişkilendirilse de buralarla sınırlı değil. Yoğun (intansif) tarım, iklim kriziyle birleşerek Avrupa’da da ciddi anlamda toprak bozulumuna ve çölleşmeye yol açıyor. Üstelik sadece Güney Avrupa değil, Macaristan ve Bulgaristan gibi ılıman ve nemli iklime sahip ülkeler bile durumdan etkileniyor.
Çölleşme genelde sürekli su kıtlığı yaşanan bölgelerde meydana gelir. Yeryüzündeki toprağın yüzde 40’tan fazlası bu kapsamda. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, iklim değişikliği ve insan faaliyeti nedeniyle yoğunlaşan çölleşme 3 milyardan fazla insanı doğrudan etkiliyor. Kentler son beş yılda yüzde 250 genişlerken, sulanan tarım arazisi son 40-50 yılda iki kattan fazla arttı. En riskli çölleşme bölgeleri Sahel, Doğu Afrika ve Orta Asya’nın kurak alanları, Hint-Ganj Ovası ile Kuzey Çin Ovası.
Çölleşme çoğunlukla kurak, yarı kurak ve yarı nemli bölgelerde meydana gelen ciddi bir toprak bozulumu biçimi. Öncelikle ormansızlaşma, aşırı otlatma ve sürdürülebilir olmayan tarım uygulamaları gibi insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Toprak, bitkinin koruyucu örtüsü olmadığında erozyona açık hale geliyor; erozyon da bitkinin büyümesi için gereken besin zengini üst toprağı yok ediyor. Arazi verimliliğini kaybediyor ve sınırlı bitki örtüsüne sahip yahut bitkisiz, çorak, çöl benzeri ortamlara dönüşüyor. İklim değişikliğiyle yağış dağılımları değiştiği ve kuraklığın sıklık ve şiddeti arttığı için sorun derinleşiyor. Çölleşmenin etkileri çok sarsıcı: Verimlilik düşüyor, insanlar beslenemiyor, geçim kaynakları yok oluyor. Bugün tarım arazilerinin yüzde 23 kadarında tarımsal verimlilik düşmüş durumda.
Avrupa Birliği’nde (AB) de topraklar kuruyor. Çölleşmeden etkilenen AB ülkelerinin sayısı 13; buna sadece Güney değil, Orta ve Doğu Avrupa da dahil. AB topraklarının yüzde 23’ü çölleşmeye karşı orta, yüzde 8’i ise yüksek derecede hassas. En çok etkilenen ülkeler Macaristan, Bulgaristan, İspanya ve İtalya. Türkiye’de ise durum daha vahim: Yüksek çölleşme riski altındaki toprakların oranı yüzde 25,5. En hassas iller Aksaray, Şanlıurfa ve Nevşehir.
AB’deki tahribatın sebebi büyük oranda erozyon, tuzlanma ve tarım uygulamaları kaynaklı sıkışma. Yoğun tarım sebebiyle aşırı su kullanımı, yeraltı suyunun tüketilmesi ve aşırı gübre kullanımı nedeniyle su kalitesinin düşmesi de çölleşmeyi artırıyor. Artan sıcak hava dalgası ve orman yangınları riski de cabası. AB’nin yeryüzü gözlem ve izleme programı Kopernik’e göre, 2022’nin ilk yarısında çıkan orman yangınları önceki 15 yıl ortalamasının neredeyse dört katı. Aşırı iklim olaylarının yoğunluk ve sıklığının artması da riski yükseltiyor.
Örneğin İspanya’da, Avrupa pazarına sebze meyve yetiştirmek için gitgide daha fazla su kullanılıyor ve bu suyun büyük bir kısmı akiferlerden çekiliyor. 2010-2016 yılları arasında çilek, marul veya brokoli gibi yüksek kâr getiren ürünlerin sulanması için kullanılan yeraltı suyu tüketimi beş kattan fazla artarak yüzde 4’ten yüzde 22’ye çıktı. Portekiz’in Alentejo bölgesindeyse yumuşak meyve yetiştiriciliği korkunç bir bozulum yaratıyor.
Çokuluslu şirketler geniş seralar için zemini düzleştiriyor, toprağı kurutup üstünü plastik bir maddeyle kaplıyor. Seraların altında bozulan toprağın eski haline döndürülmesi neredeyse imkansız. Su kıtlığı da yaşanıyor. Portekiz’in bazı bölgeleri, Kuzey Atlantik Okyanusu üzerindeki yüksek basınç sistemi Azor Yükseği’nin genişlemesi nedeniyle son 1200 yılın en kurak koşullarını yaşıyor. İklim değişikliği bunu artı