Toprak gaspı: Toprak yarışında kazananlar ve kaybedenler

Atlas

Toprak, dünya genelinde krizden etkilenmeyen güvenli bir yatırım aracı olarak görülüyor. Bu yarışın kazananı zengin yatırımcılar, yerel halk toprağından koparılıp yoksulluğa itiliyor. Talan yarışında Almanya, Singapur ve ABD gibi ülkeler başı çekiyor. 

Toprak gaspı: Toprak yarışında kazananlar ve kaybedenler teaser
Teaser Image Caption
Güçlü devlet kurumlarına sahip olmayan ülkeler uluslararası yatırımcıların toprak gaspı karşısında savunmasız kalıyor ve sonuçta yerel topluluklar yerinden ediliyor, geçim kaynakları yok oluyor.

Dünya, yeni binyıl başından beri iç içe geçen çeşitli krizlerle sarsılıyor. 2007’deki finansal kriz küresel ekonomiyi rayından oynattı; 2007 ile 2008 arasında petrol fiyatları neredeyse üç katına çıkarken, yükselen gıda fiyatları 40’tan fazla ülkede ayaklanma yarattı. Yeni ve daha güvenli kazanç kapısı arayan yatırımcılar, gıda fiyatlarından gelecek kârın da cazibesiyle gözlerini verimli tarım arazilerine çevirdi. 

Arazi bir yatırım aracı olarak hem değer kazanıyor hem de gıda, hayvan yemi ve biyoyakıt bitkisi yetiştirmek için kârlı bir alan sunuyor. Bir yandan da, iklim eylemi adı altında, küresel karbon ticaretinde büyük rol oynayan endüstriyel ağaç plantasyonları için arazi alınıyor. Keza, biyoçeşitlilik koruma alanlarını genişletmek için yapılan arazi tahsisleri de halihazırda o toprağı kullanan veya orada yaşayan insanların haklarını ihlal edebiliyor. Şirketler, bankalar ve yatırım fonları tarafından çoğu zaman ulusal elitlerle işbirliği içinde gerçekleştirilen bu arazi alımları “toprak gaspı” olarak anılıyor. 

toprakatlasi-2025-kapak-tr.jpg

Toprak Atlası 2024, verimli toprağın küresel ölçekte kaybının sonuçlarını ortaya koymakla kalmıyor; aynı zamanda iklimin korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi için sürdürülebilir ve adil arazi kullanımının potansiyelini de gösteriyor.

Ekonomik krizler sonucunda, 2000’lerden beri toprak mülkiyeti daha az sayıda yatırımcının elinde toplanıyor. Örneğin, Singapur merkezli gıda devi Olam International 3 milyon hektardan fazla araziyi kontrol ediyor. 2006 ile 2014 arasında Kamboçya’da 300 yatırımcı yaklaşık 2 milyon hektar arazi, yani ülkedeki toplam tarım arazisinin neredeyse yarısını satın aldı. Son 25 yılda dünyada 100 ila 213 milyon hektar arazi el değiştirmiş olabilir. Mukayese için: AB’deki tarım arazileri toplamı 157 milyon hektar. Gaspların çoğu yerel halkı zorla yerinden ederken, özellikle köylü ve yerli topluluklar ağır etkileniyor. Geçim kaynaklarını kaybediyorlar, evleri ya da köyleri yıkılıyor. Gıda, su ve barınma hakkı gibi temel hakların yanı sıra, yerli halk ve köylülerin hakları da sistematik şekilde ihlal ediliyor. Oysa yerinden edilme işlemlerinde önceden bilgi verilip özgür rıza alınması ve yeterli tazminat sunulması şart. 

Toprak gaspı yoksullukla mücadele ve kırsal bölgelerin kalkındırılması adı altında meşrulaştırılmaya çalışılsa da çoğu zaman tam tersi yaşanıyor. Dev plantasyonlar istihdamı artırmıyor: Örneğin Brezilya’da mekanize şeker kamışı üretiminde 400 hektar başına tek bir işçi çalıştırılıyor; daha önce aynı yerdeki küçük ölçekli tarlalara kıyasla ciddi bir iş kaybı yaşanıyor. 

Toprak gaspı: Toprak yarışında kazananlar ve kaybedenler 2. görsel
Dünya genelindeki küçük çiftliklerin sayısı 570 milyon. Küresel ticaret dinamikleri karşısında geçim kaynakları gitgide eriyen bu çiftlikler ekonomik istikrarı korumakta zorlanıyor.

Üstelik bu plantasyonlar halkın gıda ihtiyacını karşılayacak ürünler yerine şeker kamışı, soya fasulyesi veya yağ palmiyesi gibi getirisi yüksek ürünlere öncelik veriyor. 2007 ile 2021 arasında bu ürünlerin ekim alanı 57 milyon hektar artıp İspanya’nın yüzölçümünü aşan bir genişliğe ulaştı. Bu gasplar, insanları ülke içinde yer değiştirmeye ya da tümüyle göçe itiyor. Girişimlerin kazancı ise çoğunlukla kentli elitlere ve uluslararası yatırımcıya gidiyor. 

Küresel Kuzey’in toprak gaspındaki rolünde Almanya çarpıcı bir örnek. Berlin merkezli yatırım şirketi Amatheon, Zambiya’da 40 bin hektarı aşkın arazisatın aldı. Deutsche Bank 2009’da DWS aracılığıyla tarıma elverişli arazi satın alan yahut kiralayan şirketlere en az 279 milyon euro yatırım sağladı ve bunlarla Afrika, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya’da 3 milyon hektardan fazla arazi edindi. Alman doktor emeklilik fonu Ärzteversorgung Westfalen-Lippe, Brezilya’da soya tarlaları kurmak üzere 133 bin hektar arazi alan bir fona 100 milyon dolar yatırdı. 

Türkiye’de tarımsal alanları daha çok madencilik, hidroelektrik yatırımları ve kent çeperlerinde inşaat alanı açmak için el değiştiriyor. Bazen gönüllü satışlar olsa da, zorla kamulaştırmayla özellikle madencilik amaçlı gasp edilen verimli tarım arazilerinin sayısı azımsanamaz. 

Toprak üzerindeki baskılar “yeşil gasp”larla da artıyor. Örneğin, İtalyan petrol devi ENI, faaliyetlerini iklim dostu veya “net sıfır emisyonlu” gösterebilmek için orman sertifikaları satın alıyor. 2022’de Zambiya’da 940 bin hektarlık bir orman telafi projesinden 1,7 milyon karbon kredisi aldı. Bir yandan da fosil yakıtlar yerine kısmen biyoyakıt kullanmak üzere yatırımlarını sürdürüyor; bunun için Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde 22 bin hektarlık bir arazi anlaşması yaptı. 

BM’nin toprak ve insan hakları meselelerine yaklaşımına göre arazi anlaşmasına girişen ülkeler üç düzeyde tedbir almalı: Kalkınma bankaları eliyle yürütülen işlemler de dahil, hiçbir girişim meşru toprak haklarını çiğnememeli. Buna uygun hukuki düzenlemeler yaparak, ülkelerinde kurulu şirketlerin ihlalleri önlenmeli. Uluslararası işbirliği içinde hareket ederek toprakların birkaç elde toplanmasına karşı çıkılmalı ve dezavantajlı grupların hakları ve toprağa erişimi güçlendirilmeli. Üç alanda da atılmayı bekleyen çok adım var. 

Toprak gaspı: Toprak yarışında kazananlar ve kaybedenler 3. görsel
Latin Amerika’daki eşitsiz toprak mülkiyeti geçmişten beri açlık, yoksulluk ve şiddete yol açtı ve aynı sorunlar bugün de bölgeyi etkilemeye devam ediyor.