Agroekoloji: Toprağı canlı tutan politikalar

Atlas

Agroekoloji, insanları sömüren ve toprağa zarar veren endüstriyel tarım modeline karşı geliştirilen bir yanıt. Brezilya’da agroekoloji toplum ve çevre üzerinde ciddi anlamda olumlu etki yaratıyor. Fakat şurası net: Agroekolojiyi teşvik etmek ve endüstriyel tarım modellerinin karşısına dikilmek için sağlam bir devlet politikası şart.  

Agroekoloji: Toprağı canlı tutan politikalar teaser
Teaser Image Caption
Brezilya Sağlık Bakanlığı verileri çok sayıda zehirlenme vakası yaşandığını ortaya koyuyor. Türkiye’de ise pestisit zehirlenme verileri kamuoyuyla paylaşılmıyor. Hafif/orta düzey vakaların çoğu resmi kayıtlara dahi girmiyor. Akademik çalışma ve adli vaka analizi bağlamında ulaşılabilen sınırlı verilere bakarak genel tabloyu anlamak zor.

Endüstriyel tarım geniş ölçekli monokültürlere, yoğun kimyasal girdiye ve ağır makine kullanımına dayanır. İlk olarak Küresel Kuzey’de ortaya çıkan bu model 1960’lardan itibaren Asya, Latin Amerika ve Afrika’ya ihraç edildi. Övgüler düzülen bu “Yeşil Devrim” toprak üzerinde ağır yıkıma yol açıyor: Aşırı pestisit kullanımı topraktaki mikrobiyolojik yaşamı azaltıyor ve suları kirletiyor, makineler toprağı sıkıştırıp drenajı zorlaştırıyor. Endüstriyel tarım modeli esasen büyük ölçekli işletmelerde yürütüldüğü için, mülkiyetin yoğunlaşmasına ve kırsal nüfusun azalmasına sebep oluyor, monokültürler de beslenmedeki çeşitliliği azaltıyor.

Agroekoloji bu modele alternatif olarak ortaya çıktı. Brezilya tarımı, endüstriyel tarım uygulamalarının etkilerine ve agroekolojiye dayalı alternatiflere dair sayısız örnek içeriyor. Ülke son 40 yılda, sığır eti, kahve, mısır, soya fasulyesi ve şeker gibi birçok ürünün baş ihracatçıları arasına girdi. Bu esnada geniş orman alanları yok edildi, çölleşme hızlandı, su kaynakları tükendi ya da kirletildi ve biyoçeşitlilik azaldı. Toplumsal hareketler, araştırmacılar ve küçük ölçekli çiftçiler agroekoloji çatısında birleşip, geleneksel toplulukların tarımsal uygulamalarını yaygınlaştırmaya çalışıyor. 

Agroekoloji bir bütün: Multidisipliner bir bilim, toplumsal bir hareket, bitki, hayvan ve insan arasındaki ilişkileri merkeze alan bir tarımsal uygulamalar bütünü. Doğal kaynakları korumayı ve tarım-gıda sistemlerini devam ettirmeyi amaçlar. Mikrobiyal yaşamı ve besin döngüsünü destekleyen sağlıklı topraklar bu yaklaşımın temelidir. Toprağın korunmasına ve biyoçeşitliliğe öncelik vererek, çevresel etkileri en aza indirip verimliliği artırmayı amaçlar. Yeşil gübreleme, ekim nöbeti ve ara ekim, yerli ağaç türlerinin entegrasyonu, erozyonun önlenmesi ve yöresel koşullara uyumlu ürün çeşitlerinin tercih edilmesi gibi toprak yönetimi metotlarını içerir. 

toprakatlasi-2025-kapak-tr.jpg

Toprak Atlası 2024, verimli toprağın küresel ölçekte kaybının sonuçlarını ortaya koymakla kalmıyor; aynı zamanda iklimin korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi için sürdürülebilir ve adil arazi kullanımının potansiyelini de gösteriyor.

Agroekolojik kahve yetiştiriciliği sayesinde Brezilya’nın Atlantik ormanında bitki biyoçeşitliliği arttı ve toprak kalitesi iyileşti; tarımsal ormancılık da toprak verimliliğini ve sağlığını geliştiriyor. 

Agroekoloji sadece ekolojik ilkelere dayanmaz; yerel sorunlara tabandan çözümler geliştiren sosyal, ekonomik ve bölgesel değerleri de teşvik eder. Aile çiftliklerinin öz yönetimini ve özerkliğini, tohum ve tarım kimyasalları endüstrisinden bağımsızlığını savunur. Sömürgeci yapıların sistematik biçimde görmezden geldiği kadim bilgiye ve kültürel dinamiklere değer verir. Bir toplumsal hareket olarak agroekoloji, toprağa daha iyi erişimi, çevresel adaleti ve yaş, ırk ve cinsiyet eşitliğini destekler. Bu ilkeler, endüstriyel gıda sistemi tarafından sömürülen toplulukların katılım ve güçlendirilmesini hedefler. 

Son tarım sayımına göre Brezilya’da çiftliklerin yüzde 81’ini erkekler yönetiyor. Kadınlar büyük ölçüde evle sınırlı ve tarımsal faaliyetleri ev çevresine hapsedilmiş durumda. Kadınların kendi bostanında yürüttüğü üretimin ticarileştirilmesini desteklemek Brezilya’da agroekolojinin öncelikleri arasında. Üretim ve pazarlama girişimlerindeki öncü kadınların sayısı giderek artıyor. 

Ayrıca dört yılda bir düzenlenen, agroekoloji yanlısı Papatyalar Yürüyüşü eylemine (Marcha des Margaridas) de kadınlar öncülük ediyor. 2023 yılında Brasilia’daki bu yürüyüşe 100 binden fazla çiftçi kadın katıldı. Türkiye’de ise tarım sektöründe çalışanların sadece yüzde 13,3’ü kadın. Yani oran Brezilya’dan da düşük ve son 10 yılda daha da azaldı. Brezilya’daki agroekoloji girişimleri dağınık başlasa da 2000’lerden itibaren politikalar üzerinde etki yaratarak üretim yaygınlaştırıldı, böylelikle daha fazla insanın agroekolojik yöntemlerle üretilmiş gıdaya erişmesi sağlandı. 

Agroekoloji: Toprağı canlı tutan politikalar 2. görsel
Kendi kaderini tayin, toprak ve kaynak hakları, gıda sistemlerimizi dönüştürmeyi amaçlayan agroekoloji hareketinin temelini oluşturur.

Ulusal Okul Beslenme Programı sayesinde 2009’da 160 binden fazla okulda 40 milyonu aşkın öğrenciye gıda tedarikinde aile çiftliklerine öncelik verildi. Federal Gıda Alım Programı ise aile çiftliklerinden ürün satın alıp sosyal yardım kuruluşlarına dağıtmayı hedefliyor. Aralık 2023’ten bu yana, Brezilya’daki okul yönergelerinde yapılan değişiklikle, organik ve agroekolojik ürünlerin tüketimi teşvik ediliyor. 

Bir başka örnek de 2012’de benimsenen ve agroekolojik dönüşümü desteklemeyi amaçlayan Ulusal Agroekoloji ve Organik Üretim Politikası. Bu politika temel gıda sepetindeki ürünleri agroekolojik yöntemlerle üreten çiftçiler için kredi faiz oranlarını düşürdü ve kırsal teknik destek hizmetlerini artırdı. 2016’da değişen hükümet bu planı rafa kaldırsa da, 2023’te Bolsonaro’nun başkanlığının sona ermesiyle yeniden hayata geçirildi. Bir diğer girişim olan Aile Çiftçiliğini Güçlendirme Ulusal Programı ise agroekolojik aile çiftliklerine kredi sağlıyor. Önemi çok büyük, fakat Brezilya’daki geniş tarım işletmelerine sunulan finansmanla karşılaştırıldığında bütçesi hâlâ epey sınırlı. Brezilya örneği, kamu kurumlarının agroekolojiyi teşvik konusunda kilit rolünü gösteriyor. Egemen tarım modeli toprağı atıl bir girdi olarak görürken, toprağı, gıda döngüsünün canlı ve temel bir parçası sayan agroekoloji ne yazık ki politikalarda henüz yeterince temsil edilmiyor.

Agroekoloji: Toprağı canlı tutan politikalar 3. görsel
Bir araştırmaya göre, en yoksul küçük çiftçilerin yüzde 10’u agroekoloji sayesinde yıllık gelirlerini 65 ila 650 dolar kadar artırdı.