Deniz salyası ya da müsilaj: Yüzeydekinden fazlası
Yüzeydeki kısmı mekanik çabalarla temizlense ve gözümüzün önünden kalksa da, derinlerde varlığını sürdüren ve deniz ekosistemini tehdit eden müsilaj hakkında konuşmalıyız.
Çünkü müsilaj hayatımıza bugün girmedi. Marmara çevresindeki endüstri ve tarım faaliyetlerinin yarattıkları atıklar ile 1989’da İstanbul’da başlayan derin deniz deşarjı zaten koşulları hazırlamıştı.
Biyoçeşitlilik kaybı ile iklim değişikliği nedeniyle artan deniz suyu sıcaklığı da eklenince, Marmara Denizi bir fitoplankton cennetine dönüştü.
Ergene Havzası’ndan gelen atık suyun tamamı derin deşarjla sisteme boşaltılır ve Kanal İstanbul da hayata geçerse, Marmara’yı kurtarmak hayal olabilir.
“Müsilaj Sorunu: Nedenler, Sonuçlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bilgi notu, deniz yüzeyine çıkan ve Marmara Denizi kıyısında yaşayanların birkaç hafta boyunca midesini kaldıran müsilajın, sorunun sadece “görünen kısmı” olduğuna işaret ediyor; sebepleri, sonuçları ve çözüm önerilerini sıralıyor.
Notu, Akgün İlhan’ın editörlüğünde, konunun uzmanları Murat Türkeş, Ahsen Yüksek, Meriç Colonel, Emine Gözde Özbayram, Ayşe Uyuranoğlu, Emre Güney, Gamze Varol, Ayşen Erdinçler ve A. Cemal Saydam kaleme aldılar.
Yazarlara göre hiçbir şey için geç değil. Bugün itibariyle atılacak somut ve sistematik adımlarla Marmara hayata dönebilir; çevresine de yeniden hayat verebilir.