Çernobil unutulmayacak

Çernobil unutulmayacak

 

Çernobil unutulmayacak

Nükleer enerji endüstrisinin ‘unutmanızı istediğiniz üç şey nedir’ sorusuna yanıtı bellidir: Üç Mil Adası (Three Mile Island), Çernobil ve Fukuşima nükleer santrallarında meydana gelen kazalar. Nükleer enerjiye sempatiyle bakabilmek için onun karanlık yüzünü unutmanız gerekir. Üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen Çernobil kazasının unutturulmaya çalışılması da bu nedenle sürpriz değil.

Yönetmen Alain de Halleux tarafından Çernobil’deki nükleer felaketten tam 25 yıl sonra çekilen ‘Çernobil Unutulmayacak’ adlı belgesel, 1986 yılından beri Ukrayna’da yaşananları ve kazanın günümüzdeki etkilerini inceliyor. Filmde, nükleer felaket kaynaklı radyoaktif kirlenmeyi önleme çalışmalarının bugünkü durumuna ve radyoaktif sızıntının önlenmesi için yenilenmesine çalışılan, ‘lahit’ adı verilen beton yapıya odaklanılıyor. Bunu yaparken de uluslararası bağışçıların taahhütleri, nükleer enerji alanında çalışan firmaların devam eden felaketi önlemek için yürütülen teknik çalışmalardaki rolü tartışılıyor.

1986 Kuşağı

Belgeselin bir özelliği de 1986 yılında Ukrayna’da doğmuş gençlere kulak vermesi. Film, 86 Kuşağı’nın Çernobil sonuçlarıyla giderek daha az ilgilendiğini, nükleer endüstrinin yarattığı kazayla ilgili anıları toprağa gömmedeki başarısını gözler önüne seriyor. Aynı Türkiye’de olduğu gibi...

Allan de Halleux 30 yıldır gazetecilik ve yönetmenlik yapıyor. Çatışma bölgelerinde görev yapmış, Çingenelerin hakları ve nükleer enerji konularında seri belgeseller çekmiş. Bu tecrübesi belgeseldeki anlatım diline de yansımış. Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği ile Green European Foundation’ın katkılarıyla Türkiye’de gösterilen film, izleyicilerden oldukça olumlu tepkiler aldı. Kazadan yıllar sonra Türkiye’de doğan gençlerle Ukrayna’daki yaşıtlarının konuya yaklaşımlarındaki ortak noktalar, gençlerin Çernobil’e ilgisi veya ilgisizliği büyük benzerlikler gösteriyor.

Çernobil felaketini unutturduğunu düşünen nükleer endüstri son yıllarda atağa kalkmıştı. Birçok ülkede yeni nükleer santral kurulması ve mevcutlarının çalışma sürelerinin uzatılması tartışılıyordu. Fukuşima’daki felaket ise nükleer enerjinin karanlık yüzünü, beraberinde Çernobil’i bir kez daha hatırlattı. Bu belgesel nükleer enerji tartışmalarına önemli bir katkı yapıyor. Bizlere, ölümcül sonuçları olan nükleer enerji üretiminin etkilerinin ne kadar uzun ve ölçülemez olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Unutmamak için yapmamız gereken şey de bu; hatırlamak!

0 Yorumlar

Yeni yorum ekle

Yeni yorum ekle