Perspective - Sayı 2

Turkish

Küresel ısınma çağında pestisitler ve gıda güvenliği

Ülkemizdeki pestisit izleme programlarında oldukça az sayıda gıda ürününde ve sınırlı sayıda pestisit için kalıntı analizi yapılmaktadır. Örneğin, Antalya ilinde kayıtlı 70 bin civarında sera üreticisi vardır. Bu üreticiler yılda sadece bir kez pazara ürün sunsa, analiz edilmesi gereken 70 bin örnek yapar. Pazara sunulan ürünlerin tamamını analiz etmek mümkün olmadığı gibi mantıklı da değildir. Ancak, analiz sayısının gıdalardaki pestisit kalıntıları hakkında bir fikir verecek ölçekte olması gerekir. Oysa çok az sayıda gıda ürün, pestisit kalıntısı açısından analiz edilmektedir.

By Bülent Şık

Suriye krizinin Güneydoğu Anadolu ekonomisine etkileri

Bölge ekonomisi, komşu ülkelerle yapılan ticaret hacmi ve sınır ticareti ile doğrudan ilişkilidir. Gaziantep dahil edildiğinde, Irak’a yapılan ihracatın yüzde 40’ı Güneydoğu Anadolu üzerinden yapılıyor. Tabii Gaziantep tek başına toplam ihracatın yüzde 30’unu yapıyor.

Bölge illerinin komşu ülkeleri ile iktisadi ilişkilerine baktığımızda, buna örnek olarak Irak’ı değerlendirirsek; Diyarbakır ihracatının yüzde 50’si bu ülkeye yapılıyor.

By Şah İsmail Bedirhanoğlu

Türkiye’nin Kürt sorunu politikası ve bölgedeki gelişmeler

Kürt sorunu konusunda Türkiye’nin geleneksel güvenlik eksenli politikaları, 10 yıllık kesintisiz ve güçlü parlamenter çoğunluğa sahip AKP hükümetleri döneminde artık tam bir açmaza girdi. AKP hükümetleri, arkalarındaki bu güçlü parlamenter desteğe, AB tam üyelik süreci gibi demokratikleşme ve özgürlükler konusunda elverişli uluslararası koşullara, bunlara ek olarak da Ortadoğu’nun siyasi gelişmelerinin sunduğu olanaklara rağmen toplumsal uzlaşma, demokrasi, özgürlükler ekseninde barışçı bir çözüm zemini yaratma yerine, “göstermelik reformlar”, “açılımlar” ile sahte umutlar yaratmayı, aslında güvenlik eksenli politikalara bel bağlamayı tercih etti.

Bu politikanın sonuçları ise giderek artık onarılamayacak tahribatlara yol açıyor.

By Sezgin Tanrıkulu

Suriyeliler kendi kendilerini yönetmeye yelken açtı

Her ne kadar AKP hükümeti lideri Erdoğan’ın, açıkça ve defalarca “Suriye Devlet Başkanı Esed’in Suriye’de girişebileceği yeni katliamlara izin vermeyeceğiz” sözleri vermesine rağmen sonrasında bu ülkenin özellikle Sünni halkında yarattığı beklentileri karşılayamamasından dolayı, ülkemize karşı hayal kırıklığı sürekli bir şekilde ifade edilse de özellikle Suriye muhalefetinin silahlı, silahsız kesimlerine kucak açmasından dolayı Türkiye’nin imajının, özellikle Avrupa ülkeleri ve ABD’ninkinden çok daha ilerde olduğu açıkça görülüyordu.

By İlhan Tanır

Hatay'ın barış iklimine dikkat

Her değişim gelişim anlamına gelmeyeceği için ülkemiz genelinde olduğu gibi Hatay’da da siyasi oyunlar kenti istenilen düzeye getiremedi. Biz bu coğrafyada yaşayanlar, hangi din ile mezhepten olursak olalım, huzur ve güven içerisinde özgürce yaşayan insanlarız. Bir kentli bilinciyle yaşamımızı sürdürürken kan, gözyaşı, kin, nefretten, şüphe ve korkudan alabildiğince uzak bir yaşam sürüyorduk. Gerginlik toleransımız bir Güneydoğu’daki ilin yüzde 1’i bile olmazdı. Bilinen bir söz olsa da anlam ve konu açısından vurgulamakta yarar var: “Barışta çocuklar anne ve babalarını, savaşta ise anne ve babalar çocuklarını toprağa verir.”

By Nidal Özdemir

Suriye krizi: Türkiye’nin Ortadoğu rüyasının sonu mu

Şimdi mesele, Suriye ihtilafının Türk-İran ilişkilerine ciddi zarar verip vermeyeceği sorusudur. Bunu ağırlıklı olarak Suriye’deki olayların seyri ve özellikle de Şam’daki müstakbel rejimin niteliği belirleyecek. İran, Suriye’de Türkiye’nin ve Batı’nın müttefiki bir rejime olumlu bakmayacaktır, bu da iki ülke arasındaki karşılıklı çıkar bağımlılığının gerektirdiği ekonomik ilişkileri daha da karmaşık bir hale getirecek. Zira Türkiye, hızla gelişen ekonomisi için hayati bir önem taşıyan doğalgaz ve petrol ihtiyacının büyük bir kısmını İran’dan tedarik ediyor. Uluslararası düzeyde tecrit edilmiş ve ekonomik yaptırımlar altında boğulmuş olan İran’ın ise Türkiye ile ilişkilerini tamamen koparma lüksü yok. İran’ın Türkiye ile başta Kürt sorununda olmak üzere, bir takım başka ortak çıkar alanları da mevcut.

By Bayram Balcı

Türkiye’nin Ortadoğu politikası ve “yeni coğrafya” algısı

Davutoğlu, bir tarafında “güvenlik ve demokrasi arasında denge”, diğer tarafında “komşularla sıfır sorun” ilkesi olarak tanımlanan kriterler bulunan bir AKP dış politika stratejisini sistematik ve tutarlı bir yöntemsel yaklaşımla formüle etmek istemiştir. Türkiye diğer küresel aktörlerle rekabetçi değil ama tamamlayıcı ilişkiler geliştirirken, uluslararası kurumlarda daha aktif rol oynamayı hedeflemiştir (ritmik diplomasi). Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde 2010 yılında, Kuzey Kore, Afganistan ve Teröre Karşı Savaş komisyonlarında yer alarak, başkanlık yapması “ritmik diplomasinin” ritmine kanıt olarak gösterilmiştir.

By Sedat Aybar

Pages