Alternatif Sayı 1

Alternatif - Türkiye'den siyasi analiz ve yorum Sayı 1

Tufandan önce Paris

Creator: United Nations Photo.

Editör'den

Kara Günlerden Geçerken

Türkiye’yi alt üst eden şiddetli çatışmaların sona erdirilmesi için seslerini duyurmak ve barıştan yana mesaj vermek isteyenlerin ölümüne sebep olan 10 Ekim’deki Ankara saldırısı, 7 Haziran’dan sonra muhtemel siyasi değişikliklere dair beklentilerin paramparça olduğunu bir kez daha hatırlattı. Olayın failinin kim olduğu sorusu bir yana, ülkenin saldırıya ve saldırının kurbanlarının dostlarının ve ailelerinin acılarına verdiği tepki, en az olayın kendisi kadar trajik. Böylesi bir trajedi, siyasi yelpazenin farklı uçlarından Türkleri bir araya getiremiyor, tersine aralarındaki mesafeyi daha da açıyorsa, ülke için karanlık ve belirsiz bir geleceğe işaret ediyor demektir. Elbette insanlara siyasi hasımlarının öldürülmeyi hak ettiklerini düşündürtecek bir siyasi atmosferin kimler tarafından yaratıldığını sormalıyız. Aynı zamanda şu da açık ki, başkalarının acısına ortak olma iradesi var olmadığı sürece şiddet de son bulmayacak.

Heinrich Böll Stiftung Derneği olarak, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine ve dostlarına başsağlığı diliyoruz. Bir nefret tezahürünün neticesinde öldürülmüş bu insanların kaybının yarattığı boşluğun acısıyla cebelleşirken, bir yandan bu nefrete karşı çıkanlarla daha güçlü ve kararlı bir biçimde yan yana durabilmenin yollarını arıyoruz. İçinden geçtiğimiz zor zamanlara rağmen, Türkiye’de  bu nefrete ve şiddete karşı duran herkesle, bu konular hakkında diyalog içinde olmayı sürdüreceğiz. 

Fark ettiğiniz üzere, bu sayı ile birlikte dergimizin hem adı değişti hem de ilk kez sadece dijital olarak yayınlandı.  Bu değişiklikler, Heinrich Böll Stiftung’un çalışmalarımızın ileriki yıllarda izleyeceği seyre ilişkin tartışmalarının bir sonucu. Dergimizin adı değişmiş olmakla birlikte içeriği, alışılageldiği üzere, ilginizi çekeceğini umduğumuz söyleşilerden, makale ve analizlerden oluşuyor. Böylelikle sizlere siyasi, kültürel ve ekolojik alana dair alternatif yaklaşımlar sunmayı umuyor, yeni formatımızla ilgili görüş ve önerilerinizi ilgiyle bekliyoruz.

Alternatif’in bu sayısının dosya konusu Küresel Yönetişim ve İklim. 15-16 Kasım’da Antalya‘da toplanacak G20 zirvesinde en büyük yirmi ekonominin başkanlarının ekonomik kalkınma meseleleri hakkında konuşacaklarını biliyoruz. Biliyoruz ki zirveye ağırlığını koyacak konular mali düzenlemeler ve para politikaları olacak. Ne var ki Paris’teki (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) COP21 Zirvesi’nin tarihi yaklaştıkça, araştırmacılardan ve sivil toplumdan ekonomi politikalarının iklimimizi korumak yönündeki çabalarla uyumlu olması gerektiğine dair giderek daha çok uyarı geliyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Araştırmaları Merkezi’nin (NOAA) Temmuz 2015’te yayınladığı aylık rapora göre, kara ve okyanus yüzeyi ısı ortalaması

16,61 C olarak gerçekleşti ve şimdiye kadar görülmüş en sıcak ortalama olan bu değer, 2015’i tarihin en sıcak yılı yapmaya aday. İklim değişikliği ile ilgili tartışmalar sadece hükümetlerle sınırlı değil. Özel sektör de, hayli aktif bir sivil toplum da bu konuda söz söylüyor artık. Elbette gündemleri birbirinden oldukça farklı. Sivil toplumdan yükselen somut eylem ve nesiller arası adalet –yani gezegenimizi gelecek nesiller için muhafaza etme- çağrısı, ne özel sektör ne de ilgili hükümetler nezdinde beklenen yankıyı bulmuş değil. Kopenhag ve Lima’da düzenlenen daha önceki iklim zirvelerinin sonuçları hayal kırıklığı yaratmıştı. Bu nedenle şimdi Paris zirvesi ile ilgili beklentiler daha da artmış durumda ve Bonn’da düzenlenen zirve-öncesi toplantılar esnasında uluslararası sivil toplum, küresel liderlerin iklimimizi korumak için daha çok şey yapmalarını beklediğini ilan etti bile. Umuyoruz ki Alternatif’in bu sayısıyla konuyla ilgili tartışmalara ve iklim değişikliğinin halihazırda Türkiye üzerinde yarattığı etkilere bir nebze olsun ışık tutabiliriz.

Dileriz Alternatif’in bu ilk sayısını da en az Perspectives’in geçmiş sayıları kadar ilginç bulur ve keyifle okursunuz. Eleştiri ve önerilerinizi paylaşmanızdan da her zaman memnunluk duyarız.

Alternatif ekibi adına,

Kristian Brakel 

Alternatif-Türkiye'den Siyasi Analiz ve Yorum Sayı 1

pdf
2012 yılında yayınlamaya başladığımız Perspectives dergisi, bundan böyle Alternatif adıyla okurlarıyla buluşacak. Alternatif'in 1. sayısının dosya konusu Küresel Yönetişim ve İklim. Tufan'dan önce Paris başlığını taşıyan dosya yazıları, iklim değişikliğinin neden ve sonuçlarını, uluslararası iklim müzakareleri ve Türkiye'nin bu müzakerelerdeki rolünü ele alırken dikkatlerimizi Kasım sonunda Paris'te toplanacak COP21 Zirvesi'ne çekiyor. 1 Kasım seçimlerinden önce yayına hazırlanan dergide, seçime giderken Türkiye'nin gündemine yerleşmiş olan - iktidarın şiddeti, çözüm süreci, mülteci krizi, gıda güvenliği- gibi önemli konularla ilgili yazıları, her zaman olduğu gibi yine Demokrasi, Ekoloji, Dış Politika ve Kültür başlıkları altında bulabileceksiniz. Alternatif'i keyifle okumanızı diliyor, öneri ve eleştirilerinizi bekliyoruz.  

Kanlı bir seçim oyunu

Türkiye’nin önemli dört sendikası ve meslek kuruluşu, çözüm sürecinin sona ermesinin ardından Kürtlerle yeniden başlayan savaşa müzakereler yoluyla son verilmesi amacıyla 10 Ekim 2015’de büyük bir miting yapmaya karar verdiler. Başkent Ankara’daki mitingin hedefi ülkenin dört yanından gelen 100 bin kişinin güçlü bir barış mesajı vermesiydi. Mitingi ana muhalefet partisi CHP ve Kürt hareketiyle sosyalistlerin ittifak partisi HDP de destekliyordu. 

By Kemal Göktaş

Dosya: Küresel Yönetişim ve İklim

Sadece 80 kişi ve 90 şirket yüzünden!

ÖMER MADRA’YLA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SEBEPLERİ, SONUÇLARI, ETKİLERİ VE ÇÖZÜMLERİ ÜZERİNE

Gezegenin canına okuyan “şirket feodalizmi” 80 kişi ve 90 şirket. Yerküreyi zehirleyen nedir, failleri kimdir, “onlara karşı ne yapılmalı, ne yapıldı, ne yapılıyor”u Türkiye’deki çevre hareketinin başlıca mecralarından olan Açık Radyo’nun kurucusu ve yöneticisi aktivist Ömer Madra’yla konuştuk.

By Menekşe Kızıldere

Demokrasi

AKP’nin mukadderatı: Parçalanan Nom-du-père ve iktidarın şiddeti

Rejime ilişkin bir değerlendirme yapıldığında, Erdoğan veya AKP arasında sentetik ayrımlardan kaçınarak, Türkiye’nin son birkaç ayındaki yapısal siyasî ve ideolojik atmosfere odaklanılmalıdır. Her geçen gün AKP’nin “olanaksızlığı” billurlaştıkça, Godot’yu bekler gibi normalleşme beklemek nafiledir.

By Kansu Yıldırım

İnsan odaklı mülteci politikaları mümkün

Kampların kalabalık olması, ülke içinde hareket özgürlüğünün kısıtlı olması ve Türkiye’de kalıcılıklarının uzun süreli olması ihtimaliyle, Suriyeli sığınmacıların yüzde 90’ı şehirlerde yaşıyor. Kendi imkânlarıyla konut bulan Suriyeli sığınmacıların çoğu yüksek konut kiralarını ödemekte zorlanıyor. 

By Dr. Doğuş Şimşek

Ekoloji

Türkiye’de gıda güvenliği sağlanabiliyor mu?*

Mevcut neoliberal ekonomi anlayışı hız üzerine kurulu; yani üretim-tüketim sürecini yavaşlatacak yasal düzenleme ve uygulamalar birer engel olarak görülüyor. Oysa gıda güvenliğinin sağlanması yavaş işleyen bir sistemi gerektirir. Gıda maddesinin özelliklerine göre sağlık açısından risk oluşturabilecek unsurların belirlenmesi bazen günler sürebiliyor. Ülkemizde ithal gıdalarla ilgili kontroller son derece gevşek ya da geçen yıl yaşanan GDO’lu ithal bebek mamaları skandallarında olduğu gibi hiç yok

By Bülent Şık

Mega projeler ve kuş göç yolları

İstanbul’da nüfus artışı, kentin yatay ve dikey genişlemesine ve yeni yerleşimlerinin özellikle de açıklık alanlar, tarım alanları, su havzaları ile ormanlar üzerinde yapılaşmasına neden olmuştur.1 Özellikle son on yıldan bu yana planlanan ve uygulamaya geçirilen farklı büyüklüklerdeki projeler kent doğası ve kimliğine olumsuz etkilerini göstermeye başlamıştır. 

By Zeynel Arslangündoğdu

Dış Politika

Çözüm sürecinin bitişi ya da AKP’nin Ortadoğu politikası

Türkiye’de Kürt meselesinin anlaşılma ve tartışılma biçimine ilişkin en ciddi sorunlardan biri, bu sorunun Türk ulus-devlet sınırları içerisine hapsedilerek ele alınıyor olmasıdır. Dünyadaki güncel silahlı çatışma süreçlerine bakıldığında, bu çatışmaların kaydadeğer bir bölümün sadece ülke içi gelişmelerden menkul olmaktan ziyade, bölgesel niteliğe sahip olduğu görülmektedir.

By Harun Ercan

Kültür

ERMENİ SOYKIRIMINDA ALMANYA’NIN ROLÜ Açık ittifak, örtük sorumluluk

Ermeni soykırımının 100. yılında tartışmalar doğal olarak I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun müttefiki olan Almanya’ya da çevrildi. Almanya devletinin soykırımı resmen nasıl tanımlayacağı bir yana, Osmanlı ordusunda görev yapan Alman askerî yetkililerinin sorumluluğu da masaya bir nebze de olsa yatırıldı. Uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan gazeteci Jürgen Gottschlich’in bu sene yayınlanan “Völkermord: Deutschlands Rolle bei der Vernichtung der Armenier” (Soykırıma Destek: Ermenilerin İmhasında Almanya’nın Rolü) adlı kitabı bu tartışmanın tetikleyici unsurlarındandı. Merve Erol'un Jürgen Gottschlich ile söyleşisi...

By Merve Erol

HBSD'den Haberler

Uluslararası Hrant Dink 2015 Ödülleri sahiplerini buldu

Hrant Dink Vakfı 2015 Uluslararası Hrant Dink Ödülleri, 15 Eylül akşamı düzenlenen törende Suudi Arabistan’dan kadın hakları savunucusu Samar Badawi ve Türkiye’den LGBT hakları ve özgürlükleri alanında çalışan Kaos GL’ye verildi. 

Torunlar: Aidiyetin Yeni Coğrafyaları

Silvina Der-Meguerditchian’ın konsept tasarımını ve koordinatörlüğünü yaptığı Torunlar- Aidiyetin Yeni Coğrafyaları sergisi, 14. Istanbul Bienali kapsamında DEPO’da sergileniyor.