G-20 Türkiye başkanlığı döneminde C-20’nin toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları

G-20 Türkiye başkanlığı döneminde C-20’nin toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları

Creator: Jason Staten. Creative Commons License LogoBu fotoğraf Creative Commons License lisansı altındadır

G20’nin başkanlığının Türkiye’de olduğu 2015 yılında C20 süreci toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan bizler için ayrı bir öneme sahipti. Dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan ülkelerden oluşan G20, eşitsizliklerin, özellikle de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinden hissedildiği ekonomik alanda, bu eşitsizliklerin giderilmesi konusunda dünyayı etkileyecek politikaları hayata geçirebilecek platformlardan biri. G20 ülkeleri, dünyada üretilen bütün mal ve hizmetlerin parasal değerinin yüzde 85’ine, küresel ticaretin yüzde 75’ine sahipler ve dünya nüfusunun üçte ikisi G20 üyesi ülkelerde yaşıyor[1]; sadece bu 3 rakam bile G20 tarafından kabul edilecek ekonomik politikaların tüm insanları etkileme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Her ne kadar yasal bir bağlayıcılığı ve yaptırım gücü olmasa da G20’nin her yıl yayınladığı Liderler Bildirgesi’nde yer alan hedefler, üye ülkeler için bir öncelik haline geliyor ve bu hedeflere ulaşmak için çalışıyorlar. G20 özellikle son yıllarda küresel ekonomik ve finansal konularda ana karar verici platformlardan biri haline geldi ve toplumsal cinsiyet eşitliği de bu kapsamda G20 metinlerinde gündeme gelmeye başladı. 2012’deki Los Cabos Liderler Deklarasyonu’nda kadınların ekonomik ve sosyal hayata tam katılımlarının önündeki engellerin kaldırılması taahhüdü verilmiş[2], 2013’teki G20 Liderler Deklarasyonu’nda ise liderler kadınların iş gücüne katılmasının ve işlerine devam edebilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını ve IFC ile beraber Kadınlar için Finans Merkezi açmayı taahhüt etmişlerdi[3]. 2014’teki G20 Liderler Deklarasyonu’nda ise tüm üye ülkelerde kadın ve erkek iş gücüne katılım oranları arasındaki farkın 2025’e kadar %25 oranında azaltılması ve böylece 100 milyondan fazla kadının işgücüne katılması hedefi konmuştu[4].

Ancak G20 liderleri tarafından verilen bu taahhütlere ve bu alanda birçok ülkede atılan adımlara rağmen iş gücüne katılımdaki eşitsizliğin giderilmesi yönünde beklenen gelişme sağlanamadı: 2015 itibariyle, kadınlar aynı iş için erkeklerin aldığı maaşın yaklaşık %77’sini kazanıyor ve bu hızla kadınlar ve erkekler arasındaki bu farkın ancak 2086’da kapanabileceği öngörülüyor; kadınlar gelişmekte olan ülkelerdeki kayıtlı KOBİ’lerin sadece %31-38’ine sahip (kısmen veya tamamen); finansal kurumlardan alınan kredilerin sadece %15’i kadınlar tarafından alındı; ABD’de istihdamın yaklaşık yarısı kadınlarda olmasına rağmen STEM (science, technology, engineering and math) alanındaki işlerin sadece %25’i kadınlar tarafından yapılmakta. Türkiye’de ise kadınların işgücüne katılım oranı %30 civarında; ekonomiye katılım ve fırsat indeksinde 142 ülke arasında 132.; sendikalardaki kadın oranı %5,7, işveren derneklerindeki oranı ise %7,2; 25 yaş üstü kadınların %9,2’si okuma yazma bilmiyor.

Sivil20 (Civil20-C20)

C20, dünyanın karşı karşıya kaldığı sorunlar hakkında, sivil toplum örgütleriyle G20 ülkeleri arasında bir diyalog oluşturmak amacıyla 2013 yılında resmi bir platform olarak kuruldu. G20’nin diğer resmi katılım grupları olan Business20, Labour20, Think20 gibi C20 de G20 tarafından resmen tanındı. 2013 yılından bu yana sivil toplum temsilcilerini bir araya getirerek G20 süreçlerini etkilemek için çalışmalar yürüten C20, her sene G20 başkanlığını üstlenen ülkedeki sivil toplum temsilcileri tarafından organize ediliyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, 2013 ve 2014’te düzenlenen C20’lerde ana bir konu olarak belirlenmemiş, ama her iki C20’nin bildirilerinde de toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik politika önerileri dahil edilmişti. Rusya G20 başkanlığı döneminde C20 kadınlar açısından finansal kapsayıcılığın ve kadınların istihdama katılımlarının artırılması gerektiğini söylemiş, Avustralya G20 başkanlığı döneminde ise C20 G20’nin tüm dokümanlarında, taahhütlerinde ve sonuç bildirilerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik politika önerilerinin dahil edilmesini talep etmişti. Her ne kadar çok genel bir yaklaşımla yapılmış olsa da,  Avustralya C20’nin bu talebi sivil toplum kuruluşlarının toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemine yaptığı vurgu açısından önemliydi. Hem dünyadaki hem de Türkiye’deki eşitsizliğin arz ettiği aciliyet nedeni ile C20 Türkiye de 2015’deki çalışmaları boyunca toplumsal cinsiyetin ana akımlaştırılması için çalışmalar yapmayı planladı.

C20 Türkiye ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu

Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları aslında C20 çalışmalarını G20 başkanlığı Türkiye’ye geçmeden önce, Nisan 2014’te başlatmışlardı. İlk olarak aralarında Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı’nın da olduğu 14 sivil toplum kuruluşu bir araya geldi[5], ve Oxfam ve IKV’nin sekretaryasını yürüttüğü C20’nin Yürütme Kurulunu oluşturdu, çalışma prensiplerini, yürüteceği istişare süreçlerini belirledi.  Ayrıca C20’nin hedeflerine ulaşabilmesi için stratejik ve teknik konularda destek verecek ve üyeleri arasında GCAP China, INFID, InterAction, Huairou Commission’un da bulunduğu bir Uluslararası Danışma Kurulu da ilk defa 2015’te kuruldu. 2015 yılının başında hem Türkiye hem de diğer ülkelerdeki sivil toplum temsilcileri ile istişare sürecine başlandı. Bu sürecin ilk aşaması olarak hazırlanan ve C20 Türkiye’nin ana çalışma alanlarını belirlemek amacıyla başlatılan online anketi 7 hafta boyunca dünyanın dört bir yanındaki sivil toplum temsilcilerinden 388 kurum ve 1169 kişi yanıtladı. Anket sonucunda[6], C20’de ilk defa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ana çalışma konularından biri olarak belirlendi. Bu ankette bu alana tanınan öncelik vesilesiyle C20 Türkiye’nin toplumsal cinsiyetin ana akımlaştırılması kararı pekişmiş oldu. Bu konu altındaki alt başlıklardan “kadının sosyal korumaya erişimi” katılımcıların %41’i, “KOBİ’ler dahil kadın istihdamı” ise %38’i tarafından en öncelikli konular olarak seçildi. C20 Türkiye’nin diğer ana çalışma alanları ise Yönetişim, Kapsayıcı Büyüme ve Sürdürülebilirlik oldu[7].

Anket sonrasında belirlenen ana konular için oluşturulan çalışma gruplarının bir ulusal bir de uluslararası sivil toplumu temsil edecek eş başkanları seçildi. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubunun eş başkanlığı Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Şengül Akçar ve Groots International Küresel Kolaylaştırıcısı Sandy Schilen tarafından üstlendi. Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarına gönderilen davetler sonrasında çalışma grubunun üyeleri belirlendi ve aralarında Kagider, Association for Women’s Rights in Development (AWID)’in de bulunduğu Türkiye ve dünyadan 11 sivil toplum kuruluşu toplumsal cinsiyet eşitliği çalışma grubu içinde yer aldılar[8].

C20 Türkiye’nin en güçlü tarafı belki de belirlenen öncelik alanlarında G20 liderlerine politika önerileri geliştirme sürecinde yürüttüğü yaygın ve katılımcı istişare süreci oldu. Geliştirilecek olan politika önerilerinin tüm dünyadaki sivil toplumun taleplerini içermesini sağlamak için sadece Türkiye değil, tüm dünyadan sivil toplum temsilcilerinin C20 sürecine aktif bir şekilde katılımını sağlamak için çalışmalar yürütüldü. Sadece kurumların ve uzmanların değil, bireylerin de katkı sağlayabileceği platformlar yaratıldı. Çalışma gruplarına 11 ülkeden 65 kurum katıldı; bu süreçte bu kurumlar hem toplantılarla, hem de online olarak bir çok sivil toplum temsilcisi ile görüştüler, politika önerileriyle ilgili katkılarını topladılar. Yaklaşık 5000 sivil toplum temsilcisinin politika önerilerinin geliştirilmesi sürecine katıldığı tahmin ediliyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği çalışma grubu da biri İstanbul’da, diğeri Brüksel’de olmak üzere Mayıs ve Haziran 2015’te iki tane bölgesel istişare toplantısı düzenledi. Bu toplantılara Feminist Task Force, European Women’s Lobby, Eşitiz, Oxfam gibi önemli kuruluşlardan temsilciler katıldılar ve C20 Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği alanında hangi politika önerilerine öncelik vermesi gerektiğini tartıştılar. Toplantılara katılamayan Türkiye’den ve dünyadan sivil toplum temsilcilerinin de görüşleri online olarak toplandı. Bu süreçte Groots Kenya, Women’s Environment and Development Organization, Women’s Learning Partnership, Simurg Kadın Kooperatifleri Birliği, GCAP China, Heinrich Böll gibi birçok kurumdan ve bu alanda çalışan akademisyen ve uzmandan görüş alındı.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politika Önerileri

İstişare çalışmalarında toplumsal cinsiyet eşitliği alanında G20 liderlerine sunulacak olan politika önerileri 4 temel bölümde toplandı: Kadınların İstihdamı; Toplumsal Cinsiyet Eşitliği karşısındaki Yapısal ve Sosyal Engellerin Kaldırılması ve Kadınların Sosyal Korumaya Erişimi; Kadınların Karar Verme Süreçlerine Katılımı; Yerel, Ulusal ve Uluslararası Karar Verici Kurumların Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışmalarının İzlenmesi[9]. Bu öneriler daha sonra C20 Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politika Belgesi[10] dokümanında kamuoyu ile paylaşıldı. Belgede özellikle şu öneriler vurgulandı:

  1. İnsana yakışır yaşam standartları ve kendi kendine yeterlilik için ücretsiz bakım ekonomisi de dahil olmak üzere tüm çalışma türlerinde ölçme ve hesaplamanın tanınması: G20 liderleri, kadın ve erkekler tarafından gerçekleştirilen tüm işlerin tam bir fotoğrafını sunabilecek bu çalışma için gerekli mali kaynakları tahsis etmeye davet edildi. Ayrıca kadınlar üzerindeki ücretsiz bakım işi yükümlülüğünü azaltmak üzere öncü rol üstlenmeye ve ücretli aile bakımı da dahil bir dizi politika kombinasyonları uygulamaya davet edildiler. Bakım ekonomisine kamu altyapı harcamaları ölçeğinde kamu yatırımı aktarılması durumunda ücretsiz bakım işinin ücretli işe dönüştürülebileceği vurgulandı. Nitekim aynı dönemde İpek İlkkaracan, Kijong Kim ve Tolga Kaya tarafından hazırlanan ve İTÜ BMT-KAUM ve Levy Ekonomi Enstitüsü tarafından yayımlanan araştırma da Türkiye’de “erken çocukluk bakımı ve okul öncesi eğitimi için yapılacak harcamaların, kadın işgücü arzı üzerindeki etkilerine ek olarak, insana yakışır işler yaratılması, kadın işgücüne talep yaratarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, yoksulluğun azaltılması ve mali sürdürülebilirlik bakımından talep tarafından güçlü bir ekonomik rasyonalitesi” olduğunu ortaya koyuyordu.[11]
  2. Kapsayıcı Büyüme için Cinsiyet Eşitliğine Dayanan Makro Ekonomik Politikalar Kabul Edilmesi: G20 liderleri bu alanda şeffaf bütçe inisiyatiflerinin savunucuları olmaya, cinsiyete duyarlı bütçeleme ve daha geniş kapsamda cinsiyet eşitliğine dayanan makro politikalar geliştirilmesi ve bu politika geliştirme süreçlerinin demokratikleştirilmesi için alanında kadın gruplarıyla beraber çalışmaya davet edildiler. Ayrıca mali politikaların toplumsal cinsiyet eşitliği ve yoksullar perspektifinden analiz edilmesi gerektiği vurgulandı, “eşitlikçi ve ilerici ulusal ve uluslararası vergi sistemleri cinsiyet temelli kapsayıcı kalkınmanın sağlanması bakımından zorunludur” dendi.
  3.  İnsana Yakışır İş Gündeminin İşler Hale Getirilmesi, Kadınlar için Nitelikli İstihdam Yaratılması ve Cinsiyet Temelli Ücret Farklarının Ortadan Kaldırılması: G20 liderleri, kadınların işgücüne katılımlarının artırılması için bir eylem planı hazırlamaya, asgari ücretleri geçime elverişli ücret seviyesine getirmeye, eşit işe eşit ücret ilkesini uygulamaya, mesleklerdeki cinsiyet ayrımını ortadan kaldırmaya, kadınlara yönelik istihdam teminatı programlarını hayata geçirmeye davet edildiler. Kooperatif, sosyal girişimcilik gibi alternatif iş modelleri ve mikro ve KOBi ölçeğindeki girişimlerin kurulmasını teşvik etmek ve kamu ihaleleri ve şirket yönetimlerine cinsiyet kotaları getirmek, kadınların teknoloji ve finansmana erişimlerini artırmak için programlar uygulamak, kadınların toprak, mülkiyet ve miras haklarının teminat altına alınmasını sağlamak da diğer öneriler arasındaydı. Ev eksenli çalışan kadınlar ve kırsal bölgelerdeki ücretsiz çalışan kadınların durumunun iyileştirilmesi için politikalar geliştirip uygulamanın önemi de vurgulandı.

Tüm bunlara ek olarak, özellikle mülteci, göçmen, yoksul, azınlık gibi ötekileştirilen kadınlara yönelik özel politika ihtiyacı da vurgulandı. Tüm bu önerilerin belki de en önemlisi ise G20 üyelerinin toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki taahhütlerini izleyecek bir mekanizmanın kurulması önerisiydi.

C20 Türkiye Zirvesi ve Bildirisi

C20’nin 4 çalışma konusunda geliştirilen politika belgeleri tüm dünyadan sivil toplum temsilcilerine gönderildi ve Eylül ayında yapılacak C20 Zirvesi’nde son haline getirilecek olan C20 Bildirisi için bu politika önerileriyle ilgili görüşleri istendi. Gelen yorumlarla 4 çalışma alanındaki önerileri kapsayan taslak bir C20 Türkiye Bildirisi hazırlandı. C20 Türkiye Zirvesi 15-16 Eylül 2015 tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlendi[12]. Türkiye ve dünyadan 500’den fazla sivil toplum temsilcisinin katıldığı Zirve, kullanılan interaktif ve katılımcı yöntemlerle büyük bir coşku ve katılımla gerçekleşti[13].

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konu başlığı altında düzenlenen oturumlarda bakım ekonomisinin kadınların üzerinde yarattığı yükün hafifletilmesi, kadınların kazançlı istihdamının artırılması, kadınların işletmelerine yönelik destek mekanizmaları, kalkınma finansmanının kadınlara yönlendirilmesi, cinsiyete duyarlı bütçeleme, toplumsal cinsiyet eşitliği için savunuculuk çalışmaları, G20’nin toplumsal cinsiyet eşitliği taahhütlerinin takip edilmesi gibi konularda oturumlar düzenlendi. Bu oturumları Groots Kenya’dan Esther Muiru, Huairou Commission’dan Suranjana Gupta ve Fides Bagasao, Sisterhood is Global Institute’ten Asma Khader, Women’s Learning Partnership’ten Haleh Vaziri gibi toplumsal cinsiyet eşitliği alanında uzun yıllardır çalışan isimler yönetti. Zirve’ye toplumsal cinsiyet eşitliği alanında uzman Türkiye’nin çeşitli illerinden ve dünyadan 100’ün üzerinde kişinin katılımı sağlandı.

Zirve sırasında oluşturulan “Bildiri Mutfağı”nda taslak bildiri metni katılımcıların geri bildirimleri de toplanarak son haline getirildi[14].  Hararetli geçen tartışmalar ve yüzlerce kişinin verdiği katkılardan sonra son haline getirilen ve “Herkesi Kapsayan Bir Dünya Ekonomisi” alt başlığı olan Bildiri’de toplumsal cinsiyet eşitliği alanında G20 Liderlerine şu çağrılar yapılıyordu:

 “G20 Liderleri Kadınların Ücretsiz Çalışmalarını Tanımalı Ve Azaltmalıdır:

- Tüm çalışma türlerini tanımalı ve ölçmeli, ücretsiz bakım işini de içeren ulusal gelir hesaplamasını benimsemelidir.

- Ücretli aile bakım izni ve ücretli bakım işi gibi mekanizmalarla kadınların ücretsiz bakım işini tanıyan ve azaltan program ve politikaları teşvik etmeli, böylece kadınların üzerindeki ücretsiz bakım işi yükünü azaltmalıdır.

- Altyapının iyileştirilmesi, temel hizmetlere erişimin güçlendirilmesi, yolsuzluğun azaltılması ve devlet programlarının sunumunun kolaylaştırılması dahil, kadınların içinde bulundukları toplulukların yaşam koşullarını iyileştirmek üzere yerel topluluklar, özellikle de yereldeki kadınlar tarafından üstlenilen ücretsiz örgütlenme ve savunuculuk işlerinin hakkını vermelidir.

- Kadınlar tarafından öncelik haline getirilen ve bakım yüklerini hafifleten su, sağlık, temizlik, eğitim gibi temel hizmetlere erişimi artıracak altyapı yatırımlarını arttırmalıdır.

G20 Liderleri Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Politika Ve Mevzuat Oluşturmalıdır:

- Başta KDV gibi azalan oranlı vergileri azaltmak, kadınların mali kaynaklara erişimini arttırmak ve kadınların özellikle toprak ve konut gibi mülkiyet haklarını güvenceye almak olmak üzere eşitlikçi ve ilerici ulusal ve uluslararası vergi sistemleri gibi toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı makroekonomik politikalar ve toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme konularında kadın örgütleriyle yapıcı şekilde diyalog kurulması konusunda öncü olmalıdır.

- Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farklarını ve mesleki ayrımları ortadan kaldıracak hukuki ve siyasi çerçeve oluşturmalı, işyerinde toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı suç haline getirmeli, istihdam, kamu ihaleleri ve şirket yönetim kurullarında temsil oranlarını %50’ye kadar arttırmak üzere toplumsal cinsiyet kotaları getirmeli, ayrıca gerek şehirde gerek kırsal bölgelerde kayıt dışı ekonomide yer alan kadınların hakları ve refahına yönelik politikalar oluşturmalıdır.

- Kadınların liderliğini, girişimciliğini ve üretken kaynaklara erişimini arttıracak kadın kooperatifleri ve federasyonları gibi alternatif kuruluşlar başta olmak üzere mikro, küçük ve orta ölçekli işletme sahibi kadınlar için devlet desteği sağlamalıdır.

G20 Liderleri Taahhütlerindeki İlerlemeleri İzlemelidir:

- Yerel kadın örgütleri dâhil kadın kuruluşları temsilcilerinin yer aldığı başlangıç verilerini saptayan ve niceliksel ve niteliksel veriler yoluyla toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesinde sağlanan ilerlemeyi sistematik olarak ölçen; yerel ve ulusal STK’lar tarafından gerçekleştirilen çevre taraması ve veri toplama çalışmalarını tanıyan, bu verileri kullanan ve bu çalışmalara kaynak ayıran bir ulusal izleme mekanizması oluşturmalı ve finanse etmelidir.”

Bildiri’nin kapanış paragrafında ise şöyle deniyordu:

“C20’nin bu bildiri aracılığıyla G20‘ye sunduğu tavsiyeler, artık sürdürülemeyen boyutlara ulaşmış ekonomik, siyasi ve sosyal küresel eşitsizliklerle mücadele bakımından, tek başına yeterli olmasa da, son derece önemli adımlardır. Aralarında militarizm ve köktenciliğin de yer aldığı mevcut eğilimleri tersine çevirecek kararlı eylemlerin bulunmaması halinde, dünyada barış içinde bir arada yaşamanın geleceği risk altına girecek ve gelecekte kişi, aile ve toplulukların kuşaklar boyu refahını tehlikeye atması muhtemel ekonomik, sosyal ve/veya siyasi karışıklıkların ortaya çıkma ihtimali artacaktır. Yoksulluk içinde yaşamakta olan kadın ve erkeklerin daha fazla dışlanmasının ve bu kişilerin hak ve onurlarının daha fazla zedelenmesinin bir an önce durdurulması gerekmektedir. Sivil toplum, ortak insani kalkınma için kapsamlı bir çözümün bulunması ve herkesin büyümenin faydalarından gerçek anlamda yararlandığı bir dünya birliğinin ortaklaşa yaratılması için G20 liderleriyle diyalogu sürdürmeye kararlıdır.”

Bu metinlerden de anlaşılacağı gibi, G20 liderlerinden sadece ekonomik alanda değil, ekonomik alandan ayrı düşünülemeyecek politik alanda da düzenlemeler isteniyor ve her alanda eşitsizliklerin giderek arttığı bu dönemde sistemsel bir değişim talep ediliyordu.

Women20

Türkiye’nin G20 başkanlığı sırasında toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki önemli gelişmelerden biri de W20’nin kurulmasıydı. C20 Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çalışma grubu kurulduktan bir süre sonra G20’nin yeni bir etkileşim grubu olarak Women20’nin (W20) kurulması için Türkiye’nin verdiği teklif G20 tarafından kabul edildi. Her G20 ülkesi hükümeti ülkelerinden üç organizasyonu W20 yönetim kuruluna tayin etti. Türkiye’den KAGİDER, KADEM ve TİKAD W20 için görevlendirildi ve Türkiye’nin dönem başkanlığı nedeniyle bu üç kuruluş 2015’te ilk W20’yi organize ettiler. W20’nin amacı küresel ekonomik büyümenin toplumsal cinsiyet açısından kapsayıcı olması için politika önerileri geliştirmekti ve bu amaçla W20 Türkiye de çeşitli istişare çalışmaları yürüttü. Bu süreçte geliştirdikleri politika belgesinde 12 ana başlık altında öneriler sıralanıyordu[15]. Bu öneriler 16-17 Ekim 2015’te yapılan W20 Zirvesi’nde tartışıldı ve zirve sonunda bir sonuç bildirisi yayınlandı. Bu bildiride öne çıkan öneriler şu şekildeydi: “Kadınların ekonomik alanda güçlenmesi için eğitim, istihdam ve girişimcilik arasındaki bağlantıları güçlendirin”; “Sosyal yardımlar için gerekli altyapı mekanizmalarını tesis ederek ve iyileştirerek iş ve özel hayat dengesini destekleyin”; “Kamu ve özel sektörde yönetici konumlarındaki kadınların sayısını artırın”; “Kadınların finansal ve üretim varlıklarına ve piyasaya erişimlerini sağlayın.”[16] W20’nin Türkiye dönem başkanlığı sırasında kurulmuş olması, ve Türkiye’nin W20’nin kurulması için gösterdiği liderlik, Türkiye’deki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde süre giden olumsuz tablo sebebiyle ayrı bir öneme sahipti. W20’nin önerilerinden ve Sonuç Bildirisinden de görülebileceği gibi aslında C20 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çalışma grubunun önerileriyle W20’nin önerileri birçok açıdan birbirine benziyordu. C20, W20’nin önerilerine ek olarak makroekonomik politikalarda yapılması gereken değişikliklere daha fazla yer vermiş, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan kurumlarla hükümetlerin işbirliğini ve bir izleme mekanizması kurulması gerektiğini vurgulamıştı. W20 ise bu alanda atılan adımların ölçülmesi için bazı somut göstergeler önermişti.

2015 G20 Zirvesi ve C20 çalışmaları

C20 ve W20’nin önerilerini G20 liderlerine iletmek için yürüttükleri lobi faaliyetleri Kasım ayında Antalya’da yapılan G20 zirvesine kadar devam etti. G20 Zirvesinde ise C20 temsilcilerine akreditasyon verilmesi ile C20 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma grubundan 5 temsilci Zirve’nin düzenlendiği 2 gün boyunca G20 Medya Merkezi’nde çalışmalarını yoğun bir şekilde devam ettirdiler: C20 ve W20 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunda ortak bir basın toplantısı düzenlediler[17]; C20 temsilcileri hem ulusal hem de ulusla arası gazete ve dergilere toplumsal cinsiyet eşitliği talepleri ile ilgili mülakatlar verdiler, basın toplantısı düzenlediler ve konuyla ilgili basın bildirileri dağıttılar.

Ancak yürütülen tüm bu çalışmalara rağmen dünyada yaşanan ekonomik durgunluk, Suriye’deki savaş, Ortadoğu’nun durumu ve Türkiye’nin yaşadığı mülteci akını G20 Zirvesi’nin sonuç bildirgesinin şekillenmesinde ana rolü oynayan unsurlar oldu ve C20’nin ve W20’nin talepleri bunların yanında ne yazık ki gündeme gelemedi[18]. G20 Liderler Bildirgesi’nde toplumsal cinsiyet eşitliğinden bahsedilen yegâne bölümler şunlar oldu:

 “İstihdam Planlarımızın ve kadınların işgücü piyasasına katılımının artırılması hedefimizin uygulanması ile sürdürülebilir küresel arz zincirleri içerisinde daha güvenli ve sağlıklı iş yerleri tesis edilmesini güçlendirmek konularını izlemeyi sürdüreceğiz.”

“Piyasaların şeffaflığını geliştiren, gelirleri ve kaliteli istihdamı artıran ve sürdürülebilir verimliliğin büyümesini güçlendiren tarımda ve gıda sistemlerinde sorumlu yatırımların teşvik edilmesine odaklanmayı sürdürüyoruz. Küçük ölçekli ve aile işletmeleri ile kırsal alanda bulunan kadınlar ve gençlerin ihtiyaçlarına özel bir dikkat göstereceğiz.”[19]

G20 Bildirgesi’nin eklerinden olan Antalya Eylem Planı’nda[20] ise bu konu biraz daha yer bulmuştu. Bu metinde G20 üyelerinin istihdam alanında gerçekleştirdiği bazı reformlar sıralanıyor, kadınların işgücüne katılımıyla ilgili olarak da şöyle deniyordu:

“Kadınların iş gücüne katılım oranlarının düşük olması çoğu G20 ülkesinde görülen bir durumdur. Bu durum, ekonomilerimizin potansiyeline erişmesine engel olan kadın işgücünün eksik kullanımının açık bir göstergesidir. Geçen yıl kadın iş gücüne katılım oranı ile erkek iş gücüne katılım oranları arasındaki farkın 2025 yılına kadar %25 oranında düşürülmesi hedefini belirledik. Bu yıl da bu hedefin takibi için iyi yapılandırılmış bir izleme mekanizması oluşturduk. Ayrıca kadınlara yönelik fırsatların ve istihdam imkânlarının artırılmasına yönelik taahhütlerde bulunduk. Cinsiyet eşitsizliği alanındaki gayretlerimizi daha da geliştirmek adına yeni bir açılım grubu olan Kadın 20’yi kurduk.”

Bahsedilen bu iki metin de dar bir kapsamda, sadece kadınların işgücü piyasasına erişimlerinin artırılması açısından toplumsal cinsiyet eşitliğini ele aldılar. Oysa bilinmektedir ki yapısal ve sosyal engellerin kaldırılmasına yönelik düzenlemeler yapılmadan, kadınların karar verme süreçlerine katılımları artırılmadan, makroekonomik politikalarda düzenlemeye gidilmeden kadınların hedeflenen düzeyde işgücü piyasasına erişimleri mümkün olamayacaktır. Ayrıca Antalya Eylem Planı’nda bir izleme mekanizmasından bahsedilmesi çok önemli bir gelişme olsa da bu mekanizmanın ne olduğu ile ilgili kamuoyuyla ve bu alanda çalışan uzmanlar ve kurumlarla paylaşılan bir bilgi olmadı ve geçen 1 yıla rağmen bu konuda ne adımlar atıldığı konusunda açık ve kolay erişilebilir bilgilendirme yapılmadı. G20 Türkiye başkanlığı döneminde toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çok önemli bir gelişme olan W20 katılım grubunun kurulmasını sağlayarak bu alana önem verdiğini göstermiş olsa da, Liderler Bildirgesi’nde toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili sadece 2 cümle olması, aslında bu konunun liderlerin ana gündemlerinden biri haline gelmesi, öncelik kazanması için daha çok çalışma yapılması gerektiğini göstermiştir.

G20 Liderler Bildirgesi’nde toplumsal cinsiyet eşitliği alanında verilen kısıtlı taahhütlerin yerine getirilmesi konusunda Türkiye’deki gelişmelerin maalesef çok yavaş olduğu söylenebilir: Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı Ağustos 2016 itibariyle halen %33 düzeyinde (Ağustos 2015’te %32). İşverenler içerisinde kadınların oranı %10,5 (Ağustos 2015’te %8), kendi hesabına çalışanlar içerisinde kadınların oranı ise %15,3 (Ağustos 2015’te %15,9) düzeyinde. Sanayi sektöründe çalışanların ise sadece %22,8’i kadın (Ağustos 2015’te %22,)[21]. Bu verilerden de fark edilen yavaş ilerlemeden hükümetin toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik politikalarını kapsamlı bir şekilde hayata geçirmediği çıkarımını yapmak mümkün. Ayrıca hükümetin bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla sistematik ve stratejik bir işbirliğine girmediği ve bu istişare eksikliğinin hızlı değişimi sağlayacak dinamikleri etkili bir şekilde kullanma şansını azalttığı sonucunu çıkarmak da mümkün.

C20 Türkiye’nin Ardından…

G20 karar vericilerinin sivil toplumun politika önerilerine yeterince yer vermemesi belki de birçokları için beklenen bir sonuçtu ama C20 Türkiye sürecinde yine de sivil toplumun kendi açısından kazanımları oldu: C20 tarihinde belki de ilk defa bu kadar etkin ve katılımcı bir istişare süreci yürütüldü ve dünyadan yüzlerce sivil toplum kuruluşu tüm süreç boyunca bir arada çalışma imkanı buldu. Türkiye’deki bir çok yerel sivil toplum kuruluşu ve temsilcisi 1996 yılında İstanbul’da düzenlenen Habitat Zirvesi sonrasında belki de ilk defa bu çapta bir küresel savunuculuk çalışmasına katılma imkânı buldu ve bu sürece tanıklık etti. Bu, Türkiye’deki daha küçük ölçekli STK’ların kapasitelerini güçlendirmeleri açısından da büyük önem taşıyordu. Politika düzeyinde kazanımlar sınırlı olmuş olsa da, sivil toplumun alanının gittikçe daraldığı bir dönemde sivil toplum temsilcileri yürütülen ortak çalışmalarla etkin savunuculuk kampanyaları yürütebileceklerini bir kez daha hatırlamış oldular.

[2] 2012 Los Cabos Liderler Deklarasyonu için: http://www.g20.utoronto.ca/2012/2012-0619-loscabos.html

[3] 2013 St. Petersburg Liderler Deklarasyonu için: http://www.c20turkey.org/resource/download/44

[4] 2014 Brisbane Liderler Deklarasyonu için: http://www.c20turkey.org/resource/download/39

[5] C20 Türkiye Yürütme Kurulu üyeleri için: http://www.c20turkey.org/page/dynamic/39

[7] C20 Türkiye’nin ana çalışma alanları için: http://www.c20turkey.org/page/dynamic/34

[8] C20 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çalışma grubunun üyeleri ile ilgili bilgi için: http://www.c20turkey.org/page/dynamic/31

[10] C20 Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politika Belgesi’nin tamamı için: http://c20turkey.org/uploads/C20PolicyPaperOnGenderEquality_v3.pdf

[11] İ. İlkkaracan, K. Kim, T. Kaya; “Sosyal Bakım Hizmetlerine Kamu Yatırımlarının İstihdam, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Yoksulluğa Etkileri: Türkiye Örneği”; Ağustos 2015. Araştırmanın tamamı için: http://www.ilo.org/ankara/publications/WCMS_409805/lang--tr/index.htm

[13] C20 Türkiye Zirvesi ile ilgili kısa bir film için: https://www.youtube.com/watch?v=ayOp6yPE4No

[15] 2015 W20 önerileri için: http://w20turkey.org/w20-priorities/

[16] 2015 W20 Bildirgesi’nin tamamı için: http://w20turkey.org/w20-final-decleration-w20-communique

[19] G20 2015 Liderler Bildirgesi için: http://g20.org.tr/g20-antalya-zirvesi-bildirisi/

0 Comments

Yeni yorum ekle

Yeni yorum ekle