Türkiye’deki Mültecilerin Entegrasyonunun Önündeki Engeller ve Fırsatlar

Türkiye’deki Mültecilerin Entegrasyonunun Önündeki Engeller ve Fırsatlar

15 Mayıs 2017
pdf

ltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) ve Heinrich Böll Stiftung Derneği öncülüğünde, Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Doğuş Şimşek ve İGAM Başkanı Metin Çorabatır’ın hazırladıkları “Türkiye’deki Mültecilerin Entegrasyonunun Önündeki Engeller ve Fırsatlar” (orj. “Challenges and Opportunities of Refugee Integration in Turkey”) başlıklı raporun tanıtım etkinliği 31 Ocak 2017, Salı günü Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin katkılarıyla Taksim Point Otel’de düzenlendi.

Raporun sunumuna Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilcisi Kristian Brakel’in yanı sıra akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve bu alanda çalışan araştırmacılar katıldı.

İngiizce olarak hazırlanan rapor; Suriyeli mültecilerle gerçekleştirilen odak görüşmeleri sonucunda, mültecilerin Türkiye’deki kişisel deneyimlerinden elde edilen bulgulardan yola çıkarak oluşturuldu.

Şimşek ve Çorabatır’ın kaleme aldığı bu çalışma; ülkemizdeki kamusal müzakerenin şimdiye dek pek de temas etmediği, göçmen ve mültecilere yönelik entegrasyon fikrine dair giriş niteliğinde değerlendirilebilecek ilk kapsamlı rapor.

Neden entegrasyon raporu?

Türkiye 3 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Mültecilerin üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeleri hukuki anlamdaki tek çözüm. Pratikte uygulanması gereken çözüm ise sosyal entegrasyon.

“Entegrasyon” kavramı son günlerde sıklıkla kullanılmasına rağmen, küresel ve yerel seviyede anlamı yeterince karşılık bulabilmiş değil.

Raporda; mülteci entegrasyonu konusundaki uluslararası standartlar Almanya, İngiltere, Fransa, ABD ve Kanada’nın entegrasyon politikaları incelenerek aktarılıyor.

Suriye’den Türkiye’ye yaşanan göç dalgasının tarihsel bir özetinin de okunabileceği raporda, Türkiye’deki mültecilerin durumuna yönelik kalıcı çözüm önerileri ile kanuni ikametgah, gelir getiren iş, barınma, eğitim, kamu yardımı ve sağlık, aile birliği ve aile birleşimi, kimlik ve seyahat belgeleri, eğitim ve dil öğrenimi gibi başlıklar ışığında Türkiye’nin mevcut sığınma sistemindeki entegrasyon boşluğu değerlendiriliyor.

Yeni yorum ekle